ENRIQUE
Nickolas dinlenirken ben de plan yapıyordum. Yakında karÅısına çıkacak Åeyin farkında bile deÄildi.
âNickolas,â deyip sert bir yüz ifadesiyle baÅımı salladım. Ondan daha güçlü olduÄumu anladıÄından emin olmak istiyordum.
Nefret dolu bir sesle, âNe istiyorsun?â diye sordu. DeÄerli kız kardeÅini kaçırdıÄım için aramız bozulmuÅtu.
Komik olan Åu ki eÄer Hopeâun ikizini alsaydım muhtemelen kimsenin umurunda bile olmazdı. DeÄerli olanın Hope olduÄu kesindi ve artık benimdi.
Son derece ciddi bir sesle, âBabanın görevini bırakmasını istiyorum,â dedim. Nickolas babası istediÄimi yapmazsa bir savaÅ baÅlatacaÄımı düÅünüyordu.
Ama babasının ondan daha öngörülü olduÄunu biliyordum. Olası bir savaÅ ikimiz için de yenilgi anlamına gelirdi. Ve benim kaybetmeye niyetim yoktu.
EÄer babası görevden çekilirse hem intikamımı alacak hem de Hopeâu kullanarak Nick'i manipüle edebilecektim.
Beni yanlıŠanlamayın, Hopeâu incitmek gibi bir niyetim yoktu. Ancak Nick bunu bilmiyordu.
âTamam, hallederiz. Peki, karÅılıÄında Hope'u gerçek evine yollayacak mısın?â diye sordu.
Telefonum çaldıÄında küçük Hope'umun kalbini çalmak için yeterli zamanım olup olmayacaÄını düÅünüyordum. Bu numarayı bilen tek kiÅi olduÄu için arayan kesin Johnâdu.
Nick aptalının ne düÅüneceÄini umursamadan telefonu açtım.
Duygusuz bir sesle, âEvet?â dedim.
âEnrique, sanırım eve gelmelisin,â dedi John, biraz huzursuz bir sesle.
~John yine ne yaptı?~
âNeden?â diye sordum. Nick bir Åey anlamasın diye cevaplarımı kısa tutuyordum. Babası kadar zeki olmasa da bir Åeyler döndüÄünü kolayca anlayabilirdi.
âHope'a sinirlenip gerçeÄi anlattım.â
~Åerefsize bak sen!~
Ãok öfkelenmeme raÄmen Nick anlamasın diye sakin görünmeye çalıÅtım. Ancak sırıtıÅından bir Åeylerin yolunda olmadıÄını anladıÄı belli oluyordu.
âVe?â Neler olduÄunu hâlâ bilmediÄim için daha da öfkelendim.
âHope bayıldı.â
Telefonumu masaya çarpıp derin derin nefes aldım.
âNick, bir Åey çıktı. Ne istediÄine karar verip babanı denklemden çıkardıÄında seni evimde görmekten mutluluk duyarım. EÄer Hope gitmek isterse onu da alabilirsin.â
Bununla beraber diÅlerimi sıkıp dıÅarı çıktım.
~O John pisliÄini öldüreceÄim.~
Arabaya bindiÄimde yeni saÄ kolum Alex sürücü koltuÄunda oturuyordu. Yüzümdeki ifadeyi görünce hemen baÅını sallayıp, geleceÄimi haber vermek için evdekileri aradı.
HOPE
âLanet olsun, neden ona söyledin ki?â diyen Enrique'nin sinir bozucu sesini duydum. Daha doÄrusu sinir bozucu ama seksi sesini⦠Bir türlü huzur içinde uyuyamayacak mıydım?
âAma beni çok sinirlendirdi!â diye baÄırdı John.
Olup biteni hatırlayınca panik oldum. BaÅım zonkluyor olmasına raÄmen yataktan kalktım. John ile Enrique arkalarına dönüp ÅaÅkın bir Åekilde bana baktılar.
Enrique, âHope, iyi misin?â diye sordu.
Sadece baÅımı salladım. Neyin doÄru neyin yalan olduÄunu hâlâ bilmiyordum. Ama ikisi de doÄruyu söylüyormuÅ gibi davranıyorlardı.
Dünyanın en iyi yalancıları olsalar da içimden bir ses bu sefer doÄruyu söylediklerini söylüyordu. Belki de bunu baÅından beri bilip kabullenmekten kaçıyordum.
O bir katildi. Babam bir katildi. Bunu anlayamayacak kadar aptal biri olmuÅtum.
Enriqueâye âBenden uzak dur,â diye baÄırdım.
İÄrenç biriydi. İnsan öldürmüÅtü. Eline kan bulaÅmıÅtı. Muhtemelen masum insanların bile canını almıÅtı. EÄer babam bir çetenin içindeyse Enrique de öyleydi.
Sakin bir sesle, âLütfen sakin ol, tigre. Her Åeyi açıklayabilirim,â dedi. Beni teselli etmeye çalıÅıyor olsa da bu durumda olmamın sebeplerinden biri de oydu.
âSen. Bir. Canavarsın,â derken bana en yakın kiÅinin, öz babamın da bir canavar olduÄunu fark edip daha çok öfkelendim.
Neden bu kadar öfkelendiÄimden tam olarak emin deÄildim. Beni asıl kızdıran Åeyin ne olduÄundan emin deÄildim. Bir yalanı yaÅamıŠolmam mı yoksa damarlarımda bir canavarın kanının akması mı?
Enrique tekrar Åansını deneyip, âBeni dinlemelisin,â dediÄinde tek hissettiÄim Åey öfkeydi. Tamamen öfkemin kontrolüne girmeden buradan kaçmam gerekiyordu.
Yataktan fırlayıp kapıya koÅtum. Arkamdan bir Åeyler söylediklerini duysam da kulaklarım öyle bir çınlıyordu ki duyduklarımdan hiçbir Åey anlamıyordum.
Nereye gittiÄimi bilmeden koÅmaya baÅladım. Gözlerinin önünde aÄlamaya baÅlamadan önce kaçmalıydım. Zayıf olamazdım. Hayır, olamazdım...
DıŠkapıdan hızla çıkarken gözlerim birkaç yüz metre ötedeki büyük yapıya takıldı. Willow'a ulaÅmam gerekiyordu. Elimden geldiÄince hızlı bir Åekilde koÅmaya baÅladım.
Willow'un ahırını görünce durdum. Yularını çıkarıp ucuna düÄüm attıktan sonra kapıyı açtım. Yuları boynuna geçirip tüm gücümü kullanarak sırtına atladım.
Karnına biraz baskı uyguladıÄımda öfkemi hissetmiÅ gibi hızla ahırın çıkıÅına koÅmaya baÅladı. DüÅmemek için dizginlerine tutundum.
Ahırdan çıktıÄımızda büyük tarlaya yönlendirip, biraz daha baskı uygulayarak dörtnala koÅturmaya baÅladım. Saçlarım rüzgârdan uçuyor, gözlerimden yaÅlar akıyordu. Ama Willowâa güveniyordum.
GüvenebileceÄim tek varlık oydu. Hayatımdaki herkes bana yalan söylerken o bana bir kez bile ihanet etmemiÅti.
Ben onun dizginlerine tutunurken o da enerjisini atıp sakinleÅmeme yardım etti. Ne o kadar olduÄunu bilmediÄim bir süre sonra dizginlerini çektiÄimde yavaÅlayıp yürümeye baÅladı.
İkimiz de kan ter içindeydik. Ne kadar uzaklaÅtıÄımızı görmek için arkama baktım. Evden en az birkaç mil uzaktaydık. Beladan uzaktaydık...
Willow'un sırtından inip dizlerimin üstüne çöktüm. BaÅım hâlâ zonkluyordu. Kendimi hiç iyi hissetmiyordum. Biraz dinlenmek için kıçımın üstüne oturdum. Dakikalar sonra Willow da yanimda uzanıyordu.
Ona sokulup gövdesine yaslandım. Uzun bir süredir koÅtuÄu için çok sıcak olsa da en azından nefesi normale dönmüÅtü. Hayatımın son birkaç ay içinde nasıl deÄiÅtiÄini düÅününce gözlerim doldu.
Dramasız bir yıl olmasını beklerken Enrique'nin kulübüne gitmiÅ, onunla seks yapmıÅ, kaçırılmıÅ, sonra da bir yürüyüŠesnasında bütün gerçekleri öÄrenmek zorunda kalmıÅtım.
Bunları bilmek isteyip istemediÄimden bile emin deÄildim. Her Åey bir sır olarak kalsaydı daha kolay olurdu.
Gözlerimi kapatıp rahatlamaya çalıÅtım. Willow'dan biraz uzaklaÅıp çimlere uzandım. Yatınca baÅımın aÄrısı diniyor gibi oluyordu. Sadece bir saniyeliÄine gözlerimi kapattım. Ãok yorgundum...
Willowâun ıslak diliyle uyanıp, tiz bir çıÄlık atarak yüzümü sildim. Onu sevmesine seviyordum ama bu hareketiyle çok ileri gitmiÅti.
DoÄrulup oturduÄumda güneÅin batmak üzere olduÄunu gördüm.
Birinin güzel, siyah bir Friesian atının üzerinde dörtnala bana doÄru geldiÄini görünce çok ÅaÅırdım. Kim olduÄunu görmek için gözlerimi kısıp dikkatle baktıÄımda gördüÄüm Åeye inanamadım.
Enrique gece siyahı atın üzerinde dünyanın sahibi gibi oturuyordu. Daha ÅaÅırtıcı olan Åey ise atın üzerinde bir eyer bile olmamasıydı, ki bu da Enrique'yi çok daha etkileyici gösteriyordu.
AyaÄa kalkıp kurumuÅ gözyaÅlarımı sildim. Enriqueânin önünde güçlü görünmek zorundaydım. Beni aÄlarken görmeyi hak etmiyordu.
âBurada ne yapıyorsun?â diye sordum. Bunu yüksek sesle söylemeye çalıÅsam da sesim bir fısıltı gibi çıkmıÅtı.
Hem yorgun hem öfkeli bir sesle, âBenimle gel,â dedi.
âSen hem bir katil hem de bir yalancısın. Asla geri dönmeyeceÄim,â dedim. Bu sefer sesimi yükseltmeyi baÅarmıÅtım.
Karanlık bir bakıŠatıp yere indi.
Yanıma yaklaÅarak, âİnsanları öldürmüŠolabilirim ama bunu hak ettiler, tigre,â dedi.
BaÅımı Åiddetle iki yana salladım. Kimse öldürülmeyi hak etmiyordu. Hem de hiç kimse...
Sözlerine zerre kadar inanmayıp, âKimse ölmeyi hak etmiyor,â diye fısıldadım. Benden sadece birkaç santim uzakta olduÄu için duyduÄuna emindim.
âMasum insanları öldürmüÅlerdi, Hope. bir mafya lideri olmam haysiyetim olmadıÄı anlamına gelmiyor. Bir masumu asla öldürmem,â dedi, öfkeyle. Ãfkesinin gerçek olduÄuna emindim.
Ama ben de çok öfkeli olduÄum için âYine de lanet olası bir yalancısın,â dedim. Lanet herif utanmadan sırıttı.
âTigre, sana bir kere bile yalan söylemedim,â diye fısıldadıÄında sırtımdaki tüyler diken diken oldu.
Tam cevap vermek için aÄzımı açtıÄımda haklı olduÄunu fark edip sustum. Gerçekten de bir kez bile yalan söylememiÅti. Yüzüne çarpabileceÄim tek bir yalanı yoktu. Az önceki emrine uyacaÄımı göstermek için baÅımı salladım.
Willow'un sırtına atladıÄımı görünce kaçmayacaÄımı anlayıp rahat bir nefes aldı. Onunla eve geri dönmem gerektiÄini biliyordum.
DıÅarıda uyuyamazdım. İngiltere'de sonbahar oldukça soÄuk ve yaÄmurlu olduÄu için Willow'un da sıcak bir yerde olması gerekiyordu.
Enrique de atına bindikten sonra eve doÄru dörtnala koÅmaya baÅladık. Enriqueânin atının bize ayak uydurabilmesi için Willow'u yavaÅlatmak zorunda kaldım.
Atları dinlendirmek için eve birkaç metre kala iyice yavaÅladık. Söylenecek hiçbir Åey olmadıÄı için ikimiz de susmaya devam ediyorduk.
Willow'u ahırına bıraktıktan sonra Enrique ile birlikte odasına gittim. Hızlı bir duÅ alıp çıktıÄımda üstünde baksırından baÅka bir Åey olmadıÄını gördüm.
GöÄsündeki morluklar tam olarak görünüyordu. YavaÅ yavaÅ iyileÅmeye baÅlamıŠolsalar da birkaç gün önce gördüÄüm hâllerinden çok farklı görünmüyorlardı.
Babamın gerçekte kim olduÄunu öÄrendiÄimden beri aklımı kurcalayan soruyu sorup, âBunu babam mı yaptı?â dedim.
İç çekerek âEvet,â derken yüz ifadesi hafifçe deÄiÅti. Kızgın olduÄunu biliyordum ama ben de öyleydim. Babamın ellerinin neden morardıÄını, Enrique'nin neden bu hâlde olduÄunu Åimdi anlıyordum.
John bunu zaten söylemiŠolsa da emin olmak zorundaydım.
Normal bir insan olsaydım canının ne kadar yandıÄını düÅünüp üzülürdüm. Ama normal olmayan tarafım devreye girdiÄi için üzülmek yerine göÄsünü boydan boya yalamak istiyordum. Bunu gerçekten istiyordum. Onu istiyordum.
Bunu babama olan öfkemden mi yoksa incindiÄim için mi istediÄimi bilmiyordum. Tek bildiÄim onu istediÄimdi. Ve kendime engel olmayacaktım.
Ona doÄru yürüyüp dizlerimin üstüne çöktüm. Baksırına dokunduÄumda dehÅetle yüzüme baktı.
Elimi tutup, âNe yapıyorsun?â dedi.
Elimi geri çekip baÅımı salladım. âLütfen izin ver. Buna gerçekten ihtiyacım var. Unutmaya ihtiyacım var. Bana her Åeyi unutturâ¦â
Elimi baksırının üzerine koydum. Beni durdurmaya çalıÅmadıÄını görünce aÅaÄı indirdim.
Beni ayaÄa kaldırarak, âBana güven,â dedi.
TiÅörtümü yüzüme kadar çekip gözlerimi kapattıÄında nefesim kesildi. En sık kullandıÄım duyum olmadan yapamazdım.
âNe yapıyorsun?â dedim. Ãstümdeki baksırı indirdiÄinde tamamen çıplak kaldım. Beni neyin beklediÄini bilmiyordum.
İki parmaÄını içime soktuÄunu hissettiÄimde, âLanet olsun,â diye inledim. Klitorisimi aÄzına aldıÄında tekrar inledim. Gözlerim kapalı olduÄu için diÄer duyularım keskinleÅmiÅti.
Birkaç dakika süren bir dil ve parmak muamelesinden sonra zangır zangır titriyordum. Ellerimi saçlarında dolaÅtırmak istesem de gözlerim kapalı olduÄu için yapamıyordum. Tek yapabildiÄim tiÅörtün kumaÅına karÅı debelenmekti.
âSana dokunmak istiyorum,â dediÄimde daha çok titreyip inlememe sebep olacak bir sesle kıkırdadı. YaÅadıÄım zevk yüzünden nefes bile alamıyordum.
Bir parmaÄını daha içime sokarken, âKendini tutmayı bırak, tigre. Rahatla,â diye fısıldadı.
DediÄini yapıp keskin bir zevk çıÄlıÄı atarak rahatladım.
Ben orgazmımın titremelerini yaÅarken o da parmaklarını kıvırıp daha çok zevk almamı saÄladı.
Birden tiÅörtümü tamamen çıkardıÄını hissettim. Gözlerim ıÅıÄa alıÅınca bakıÅlarım direkt parmaklarını aÄzına götürüp yalayan Enriqueâye gitti.
Bu manzara karÅısında inlememem imkânsızdı.
BaÅtan çıkarıcı olmasını isterken yalvarmaya dönüÅen bir sesle, âLütfen beni becer artık,â dedim.
âNasıl istersen,â deyip çekmeceye uzandı. Ama daha fazla sabredemeyip ikimizi de yere devirdim. Yüzündeki dehÅet ifadesine bakarken tek düÅündüÄüm Åey bir an önce içimde olmasıydı.
âHope...â İtiraz edecek gibi olsa da yavaÅ yavaŠüstüne oturmaya baÅladıÄımda sustu. Penisinin yarısını bile içime almadıÄım hâlde zangır zangır titremeye baÅladıÄımı görünce bacaklarımı tuttu.
Beni tutmazsa canımı yakacak bir hareket yapacaÄımı biliyordu.
Penisini onun yardımıyla yavaÅ yavaÅ içime alıp sonunda tamamını hissettiÄimde inledim.
âLütfen, izin ver,â deyip yavaÅça hareket etmeye baÅladım. Bu Åekilde daha derine ulaÅabiliyor olması hoÅuma gidiyordu. Ãzerinde gidip gelmeye devam ederken inlemelerimi durduramaz hâle geldim.
Bu yavaÅ iÅkenceye daha fazla dayanamayıp hızlansam da bir türlü doruÄa yaklaÅamıyordum. Ãstünde zıplamaya baÅladıÄımda tırnaklarını bacaklarıma geçirdiÄini hissedip daha da hızlandım.
Bir türlü rahatlayamadıÄımı görünce âBeni becermeni istiyorum,â diye baÄırdım. İstediÄim sona bir türlü yaklaÅamadıÄım için beni sert bir Åekilde becermesine ihtiyacım vardı.
Bunu duyunca beni ters çevirip dört ayak üstüne çöktürdü. Hiçbir uyarıda bulunmadan aniden içime girdiÄinde zevk ve acıdan haykırdım.
Beni acımasızca becermesine bayılıyordum.
Zevkten titremeye baÅlayınca çok yaklaÅtıÄımı anladım. Vücudum sadece bir Åeyi bekliyordu: Enriqueâyi.
âBenim için gel,â dediÄinde tüm vücudum kasıldı. Kollarımın üzerinde duramayıp yataÄa yıÄıldım. Enriqueânin yavaÅlaması orgazmımı uzattı.
Enrique'nin tekrar hızlandıÄını hissettiÄimde hâlâ titriyordum.
Ellerini kalçalarıma yaslayıp, âTekrar boÅalacaksın,â dedi. Ayakta durmaya bile hâlim olmadıÄı için itiraz ettim.
âBen⦠Yapamam,â derken daha çok ıslandıÄımı hissettim. Popoma vurduÄunda hem nefesimi kesen hem de daha çok inlememe sebep olan bir acı hissettim.
Beni acımadan becermeye devam ediyordu. BaÅparmaÄını popo deliÄimin etrafında gezdirmeye baÅladıÄında doruÄa yaklaÅtıÄımı hissettim. Hazır olduÄumu hissedince kaskatı oldum.
ParmaÄını deliÄe bastırdıÄında âAh!â diye haykırdım. Daha fazla itmese de geri de çekmedi. İçimde daha da büyüdüÄünü, kendinden önce beni boÅaltacaÄını hissedebiliyordum.
Bir kez daha titremeye baÅladıÄımda orgazm olmaktan birkaç saniye uzakta olduÄumu biliyordum. Enrique âGel,â diye inleyince titreyerek orgazm oldum.
Hemen arkamdan boÅalan Enriqueânin sıcak sıvısının içime dolduÄunu hissetsem de sonuçlarını umursayacak hâlde deÄildim. İçime boÅalması orgazmımı uzattıÄı için çıÄlık atmaya devam ettim. Daha önce hiç hissetmediÄim kadar yoÄun bir zevk içindeydim.
İkimiz birden yataÄa yıÄılırken âAferin sana,â diye fısıldadı. İçimden çıkmasını istemediÄim için yataktan kalkıp gittiÄini gördüÄümde sızlandım.
Banyoya giderken, âÃocuk olma,â deyip kıkırdadı. Tam gözlerim kapanmaya baÅladıÄında bir havluyla dıÅarı çıktı.
Nazik, sakinleÅtirici bir sesle âBacaklarını aç,â dedi.
DediÄini yaptıÄımda sıcak havluyu bacaklarımın arasında gezdirdiÄini hissettim. Beni temizlemeyi bitirdiÄinde havluyu bir kenara attı.
Tekrar nazik bir sesle, âKollarını kaldır,â dedi. Hiç düÅünmeden itaat edip kollarımı kaldırdıÄımda üstüme bir tiÅört geçirdi.
Beni göÄsüne çekerek, âİyi geceler, tigre,â dedi. Bir Åeyler mırıldanmaya çalıÅsam da cevap veremeyecek kadar yorgundum. Bu yüzden gözlerimi kapatıp uykuya daldım.