HOPE
Normal bir genç kız on dokuzuncu doÄum gününde yakın arkadaÅları ya da ailesiyle akÅam yemeÄine çıkıp eÄlenceli bir Åeyler yapardı.
Normal bir kız doÄum gününde mutlu olur; bir gece öncesinde heyecandan uyuyamazdı.
Ama normal bir kız deÄildim...
Bu yüzden doÄum günümde mümkün olduÄu kadar uyuyup her Åeyin bir kâbus olması için dua ettim. Ãok gerçekçi bir kâbus... Uzun bir süredir ilk defa iyimser ya da ümitvar deÄildim.
Sonunda gerçekler yüzüme tokat gibi indi. O kahpe gerçekler gerçekten can yakıyordu.
Sonunda kalkıp ailemin karÅısına çıkmaya karar verdiÄimde öÄlen üçtü. Ãstüme bir taytla spor sütyeni geçirip saçlarımı ya da nasıl göründüÄümü umursamadan gerçek hayata yürüdüm.
Herkesin âDoÄum günün kutlu olsun!â diye baÄırdıÄı odaya baktım. BaÄıranlardan biri de oldukça mutlu görünen Katâti. O an, bugün sadece benim günümmüŠgibi davranamayacaÄımı anladım.
Bugün onun da doÄum günüydü. Yakında bir Garcia olacaÄım için endiÅe etmek yerine bir parti yapmayı hak ediyordu.
Onu kendi partisini yapmaya ikna etmeye çalıÅsam da benim gibi inatçı olduÄu için kabul etmemiÅti.
SarhoÅ olabileceÄi baÅka doÄum günleri de olacaÄını, bunun benim günüm olduÄunu ve bunun gibi bir sürü saçmalık söylediÄi için ikna etmeyi baÅaramamıÅtım.
Ona kocaman sarılıp, âDoÄum günün kutlu olsun kardeÅim,â diye fısıldadım. Gülümseyip baÅını salladı. Arkasından Liamâa sarılıp iyi dileklerini kabul ettim.
Odadaki herkese tek tek sarılıp teÅekkür ettim. Babamla abimin yüzünde sahte gülümsemeler vardı. Tabii, beni sevmediklerinden deÄil suçluluk hissettiklerindendi.
Son birkaç gündür, suçluluk hissiyle kıvrandıklarını görebiliyordum. Onlara sorun olmadıÄını söylemeye çalıÅsam da beni dinlemediler.
Matt, âHope, sana Åu an soÄumuÅ olan bir kahvaltı hazırlamaya çalıÅırken muhtemelen görmekten mutluluk duyacaÄın birini buldum,â deyip kenara çekildi.
KarÅımda Vâyi görünce neÅem biraz yerine geldi. Vânin hiçbir söylemesine fırsat vermeden kocaman sarıldım.
Ellerimi biraz gevÅettiÄimde, âDoÄum günün kutlu olsun,â dedi. Ama ne o ne de ben sarılmayı bırakmak istemiyorduk. Yakın zamanda karÅılaÅmıŠolsak da yine de harika bir sürprizdi.
İçten bir Åekilde, âTeÅekkür ederim,â dedim. Yüzümde gerçek bir gülümseme olduÄunu fark edince ÅaÅırdım.
âKızım, dünyanın en seksi korumasına sahipsin,â diye baÄırdıÄında güldüm. Ona anlatacak çok Åeyim vardı.
âSadece korumam deÄil en iyi erkek arkadaÅım, hatta biraz daha fazlası,â diye fısıldadıÄımda neden bilmem ama kaÅlarını çattı.
âOnunla çıkamadıÄın için üzgünüm, Hope. Santiago da Enrique de moronun teki,â dedi.
Ãabucak baÅımı salladım. Belki baÅlangıçta sebep buydu ama Matt sadece arkadaÅım olabileceÄi için mutluydum.
Böylece iÅler karmaÅık hâle gelmiyordu. Zaten ikimiz için bir gelecek göremiyordum. Hem yanılıyor olsam bile bunu deneyip görme Åansım olmayacaktı.
âYatakta iyi olsa da ona karÅı romantik hislerim yok. Bence onunla sen çıkmalısın,â dedim. Sadece on altı yaÅında olduÄunu hatırlayınca, âYani, birkaç sene sonra,â diye ekledim.
V, Enrique ile yatmak gibi büyük bir hata yaptıÄım yaÅtan çok uzak deÄildi ama en azından ben o zaman on sekiz yaÅına girmiÅtim. Bu yüzden, Matt ile birkaç yıl sonra görüÅmeleri daha iyi olurdu.
Vlada o zamana dek on sekizini geçmiŠolurdu. Zaten aralarında sadece yedi yaŠvardı.
âYarın İngiltere'den ayrılacaÄım için mecbur birkaç yıl beklemem gerekecek,â diye iç geçirdi.
Neden ayrılıyordu ki? Aileler arasında kötü bir Åey mi geçmiÅti? Oysaki hep İngiltere'yi ne kadar sevdiÄini söylerdi.
âNeden gidiyorsun?â diye sordum, büyük bir ÅaÅkınlıkla.
âArtık bu aileyle kalmak istemiyorum. Midemi bulandıran iÅler yapıyorlar,â dediÄinde Garcia ailesine duyduÄum öfke daha da arttı.
Bunun mümkün olduÄunu bile bilmiyordum ama sanırım yanılmıÅtım.
âPislikler,â diye mırıldandım. V'nin sessizliÄinden onun da aynı fikirde olduÄunu anladım.
Birkaç dakikalık bir sessizlikten sonra âNe kadar süreliÄine gidiyorsun?â diye sordum. Onu zaten dokuz aydır görmüyordum. Bu sürenin daha da uzayacak olma ihtimalinden korkuyordum.
âLiseyle üniversiteyi bitirene kadar Amerika'da yaÅayacaÄım. Neredeyse altı yıl boyunca birbirimizi görmeyeceÄiz, Hope,â dedi. Son cümlesi içimi burktu.
KonuÅmadıÄımız dokuz ay içinde çok Åey deÄiÅmiÅ olsa da iliÅkimiz deÄiÅmemiÅti. Aradan sadece bir gün geçmiÅ gibiydi. Ancak altı yıl farklıydı. O zamana kadar ikimiz de yetiÅkin olacaktık.
âHi⦠Hiç ziyarete gelmeyecek misin?â dedim kekeleyerek. Hâlâ Åok içindeydim. Gün gittikçe daha kötü bir hâle geliyordu.
âİlk birkaç yılda gelemeyebilirim ama lise bittikten sonra geleceÄim. Sen de beni ziyaret et,â dedi gülümsemeye çalıÅarak. İkimiz de durumun ne kadar kötü olduÄunu biliyorduk.
Araya mesafeler girince birbirimizden kopacaktık. Tek umudum arkadaÅlıÄımızı yeniden baÅlatabilmemizdi. O da ancak birkaç sene sonra olacaktı.
Tekrar sarılarak, âSeni çok özleyeceÄim,â dedim. İkimiz de aÄlamak üzere olsak da duygularımızı gösteremeyecek kadar gururluyduk.
Sonunda sarılmayı bıraktıÄımızda, Matt âİyi misin, Hope?â diye sordu.
V biraz uzaklaÅtıÄında, âMatt, lütfen Amerika'daki adamlarımızdan birinden ona göz kulak olmasını isteyebilir misin? Tamamen güvende olduÄundan emin olmak istiyorum,â dedim.
âSenin için çok önemli biri, deÄil mi?â dedi.
Bir cevaba ihtiyacı olmasa da yine de baÅımı salladım. V ile çok fazla zaman geçirmemiÅ olsam da yapayalnız kaldıÄım günlerde yanımda o vardı.
Enrique beni kaçırdıÄında tek arkadaÅım oydu.
âBir Åey olursa, ki adamlarımız en iyisi olduÄu için böyle bir Åey olmayacak, ilk öÄrenen sen olacaksın,â diyerek içimi rahatlattı Matt.
Ona inanıyordum. Durum ne kadar kötü olursa olsun, her zaman doÄruyu söylerdi.
O sırada V'nin Kat ile konuÅtuÄunu gördüm. DoÄrusu düÅündüÄüm kadar kötü görünmüyordu. Belki tıpkı Kat ve ben gibi onlar da iyi anlaÅırlardı.
Yanlarına gidip, âBugün kadın kavgası istemiyorum,â dediÄimde güldüler. Onları biraz tanıyorsam ya çok iyi iki dost ya da düÅman olacaklardı.
Gün ilerlerken herkes çok eÄleniyormuÅ gibi görünüyordu. Ben hariç... Ben sadece saatin tik taklarını dinleyip zamanın durmasını diliyordum.
Bir canavara âÅıkmıÅım gibi davranacaÄım düÄün törenim akÅam onda baÅlayacaktı.
Ailelerimizin ülkenin en önemli iÅ adamları ile muhabirlerini davet ettiÄinden emindim. Yarın bütün İngiltere iki iÅ imparatorluÄunun resmen ortak olduklarını öÄrenecekti.
Ve ne yazık ki Enrique ile ben de karı koca olacaktık.
Ancak burada bitmeyecekti. FotoÄraflarımız internete düÅüp binlerce kez paylaÅılacaktı.
Yakında, tüm dünya bu yeni evlileri tanıyacaktı. Magazin muhabirleri peÅimize düÅse ya da TV kanalları âiliÅkimiziâ anlatmamız için TV Åovlarına davet etse ÅaÅırmazdım.
Bundan nefret ediyor olsam da baÅka seçeneÄim yoktu. Zaten ne zaman bir seçeneÄim olmuÅtu ki?
Bir seçim yapma hakkım olsa ölmeyi seçerdim. Ama yoktu. Yüzlerce, hatta binlerce masumun ölümü söz konusuydu.
Bana en yakın insanların ölümü⦠Hayır, bunun olmasına izin vermek yerine acı çekmeyi tercih ederdim.
Gün acı verici derecede hızlı bir Åekilde geçip gitti. Zaten iyi Åeyler asla uzun sürmezdi. İki saat sonra olacakları düÅünmemeye çalıÅıyordum.
Åu an kutlama yemeÄi yiyor olmamıza raÄmen masadaki herkesin tadı kaçıktı. Herkes nikâhımın kıyılacaÄı anı düÅünüp geriliyordu.
Elimdeki viski bardaÄını kaldırarak, âKonuÅma sırası bende,â dedim. Bunun kaçıncı bardaÄım olduÄunu bilmiyordum. Depresyon aÅamasına gelmek için yeterli olsa da tamamen dibe vurmak için yeterli deÄildi.
Herkes sohbet etmeyi bırakıp bana döndü.
âBu lanet olası yılın saçmalıklarla dolu olduÄunu sanırım Åimdiye kadar hepimiz fark ettik. Ama iki saat sonra ne olacaÄını düÅünüp durmaktan bıktım.â
Biraz sakinleÅmek için derin bir nefes aldım. Tamamen öfke moduna geçmek istemiyordum. Asıl ÅaÅırdıÄım Åey ailemin önünde aÄzımı bozmuÅ olmam olsa da pek umursamadım.
âBunun yerine, bu yıl bana çok Åey verdiÄiniz için hepinize teÅekkür etmek istiyorum. Ãncelikle V'yi buldum. Birlikte geçirdiÄimiz kısa sürede inanılmaz yakın olduk. Seni çok özleyeceÄim V ama bu bir son deÄil.â
Bunları söylerken Vlada'ya döndüm. Gülümseyip, dudaklarımı oynatarak âSeni seviyorum,â dedim.
âİkincisi, Kat ve ben sonunda gerçekten kardeÅ olmayı baÅardık. Bu sadece on sekiz yıla, bir evlilik sözleÅmesine ve tepesi atmıŠbir Hopeâa mal oldu. Seni seviyorum kardeÅim,â deyip Kat'e göz kırptım. Gülümseyerek karÅılık verdi.
âÃçüncüsü, Matt'i buldum. Matt, sen karanlıktan çıkmama yardım ettin. Ve biliyorum ki her zaman yanımda olmaya devam edeceksin.â
SarhoÅ konuÅmama devam edip kalbimde ne varsa ortaya koydum. Åükran Günü olmasa da minnettar olduÄum her Åeyi söylemek zorunda olduÄumu hissediyordum.
âSon olarak, bir aile olduk. Sadece kan baÄım olanlardan deÄil geçen yıl ailemize katılan tüm insanlardan bahsediyorum. Bu yılı harika kıldıÄınız için teÅekkür ederim,â dedim. Gözlerimin dolmaya baÅladıÄını hissedebiliyordum.
KonuÅmamın bittiÄini göstermek için kadehimi biraz daha havaya kaldırdım. DiÄerleri de aynısını yapıp içkilerini yudumladılar. Ãte yandan ben kadehimin tamamını bitirdim.
Bu geceyle baÅa çıkabilecek kadar sarhoÅ olmaya çok yakındım.
Kısa süre sonra sona eren akÅam yemeÄinin ardından Kat, Liam, Matt ve Vlada ile birlikte beni kiÅisel cehennemime götürecek olan limuzine biniyordum.
Grubumuzun geri kalanı da arabalarına binip bizimle Vaitarna Nehri yakınlarında buluÅtu. Mitoloji konuÅacak hâle geldiysem kesinlikle çok sarhoÅum demekti.
YaklaÅık bir saatlik bir yolculuk olacaÄı için Kat makyajımı V de saçlarımı yapmaya karar verdi.
Katâe makyaj çantamı uzatırken, âSürtük takımını gururlandır,â dedim. GörünüÅümün benim yerime konuÅmasını istiyordum. Kendinden emin, merak uyandırıcı, büyüleyici görünmeliydim.
Kesinlikle muhteÅem olmalıydım.
Kat yerli yerinde dokunuÅlar yaparak iyi bir iŠçıkarıp makyajımı resmen konuÅturdu. Dumanlı göz makyajım, çene hattımı belli eden aydınlatıcı uygulaması, dolgun dudaklarımı daha da vurgulayan açık pembe rujla oldukça iddialı görünüyordum.
Vlada saçlarımı kıvırıp uçlarına biraz daha hacim verdikten sonra hepsini bir tarafa attı. Sabit durması için saç spreyi sıktıktan sonra saçımla makyajım hazırdı.
İyi göründüÄümü bilmek baÅıma geleceklerle yüzleÅmem için cesaret veriyordu.
Her Åeyin gerçekleÅeceÄi güzel bir malikânenin önünde durduk. Arabadan inip tereddütlü bir adam atarken nefesim kesildi. Artık geri dönüÅü olmadıÄını biliyordum.
Kat, âHadi seni giydirelim,â deyip elimden tutup eve sürükledi. Bizimle gelen V dıÅındaki herkes nikâhın gerçekleÅeceÄi ana kadar beklemek zorunda kalacaktı.
Beni gelinliÄimle gören ilk erkek babam olacaktı. Beni nehrin öbür ucuna götürecek olan kiÅi oydu.
~Yine mi mitoloji?~
V seçtiÄim gelinliÄi görünce âVay canına,â dedi. Kesinlikle gerçek düÄünümde giymeyeceÄim bir elbise olsa da tam bir âısırırımâ havası yayıyordu.
On dakika sonra gelinliÄimi giymiÅ aynaya bakıyor ama gördüÄüm kiÅinin ben olduÄuma inanamıyordum.
Beden benim bedenim olsa da gözlerimin feri sönmüŠgibiydi. Gerçi ruhsuz ifademe raÄmen yine de iyi görünüyordum. Zaten önemli olan da buydu, deÄil mi?
Hatlarımı sımsıkı sarıp mükemmel bir Åekilde ortaya çıkaran, büyük kısmı dantelden oluÅan elbise son birkaç aydır giydiÄim elbiseler gibi oldukça açıktı.
GelinliÄe benzemesini saÄlayan tek Åey rengi ile arkasındaki kuyruk kısmıydı. Dakikalar sonra evleneceÄimi düÅününce iç çektim.
Kat, âİyi misin?â diye sordu.
Sinir krizi geçirip fenalaÅmayı beklerken sakin kalabilmiÅ olmama ÅaÅırıyordum. Sanırım kaderimi kabullenmiÅtim.
âÅu an deÄilim ama bir gün sonra olacaÄım,â deyip gözlerimi aynadan çektim. DıÅarısı karanlık olsa da birkaç dakika içinde bulunacaÄımız yerin ıÅıklarını aynadan görebiliyordum.
V sanki idam edilmeye götürülüyormuÅum gibi, âZamanı geldi,â dedi. Sanırım gerçekten de idamıma gidiyormuÅum gibi hissediyordum.
Memnuniyetsiz sürtük yüz ifademi takındım. Bu konuda ne kadar iyi olduÄumla gurur duyuyordum. Bir sürtük gibi davranmayı kesinlikle öÄrenmiÅtim.
Hiçbir Åey söylemeden kapıdan çıktım. Kızlar elbisem yerlere deÄmesin diye kuyruk kısmının iki ucundan tuttular.
Sonunda babamın yanına ulaÅtıÄımda davetlilerin bir hayli kalabalık olduÄunu gördüm. ArkadaÅlarımla ailem saÄ tarafta Enrique'nin ailesi ise solda tarafta oturuyordu.
En önde duran ailelerimiz dıÅındaki kiÅilerin kim olduÄu hakkında hiçbir fikrim yoktu.
Babam, âÃzgünüm, Hope,â deyince baÅımı iki yana salladım. Bu onun suçu deÄildi. Ãzür dilemesi gereken o deÄildi. Elini tutup derin bir nefes aldım.
MüziÄin baÅlamasıyla tedirgin bir adım attım. Babam bana bakıp yanımda yürümeye baÅladı. Güzelce süslenmiÅ koridorda yürürken nefes almaya devam ettiÄimden emin oldum.
Her zamanki gibi sırıtan Enrique'ye baktım. Beyaz gömleÄi dıÅında tamamen siyah bir takım elbise giymiÅti. Bu anı uzun süredir beklediÄini biliyordum.
Babam elimi bırakınca sarılıp yanaklarından öptüm. Sonra merdivenleri çıkıp küçük bir sahnede dikilen Enrique'nin karÅısına geçtim. Åu an Yama'nın Güney Kapısı'na bakıyor gibiydim.
~Kahretsin, mitolojik referanslar verip durmayı bırakmalıyım. Artık sinirlerimi bozuyor.~
KulaÄımı bütün seslere kapatıp boÅ boÅ Enrique'nin gözlerine baktım. Yapmamız gerektiÄi gibi el ele tutuÅuyorduk.
Rahip ne söylemesi gerekiyorsa onu söylüyordu. Söylenenleri sadece Enrique âKabul ediyorum,â dediÄinde algıladım. O an ürpersem de belli etmemeye çalıÅtım.
âHope, Enrique'yi kocan olarak kabul ediyor musun? İyi zamanda kötü zamanda, hastalıkta saÄlıkta yanında olacaÄına; hayatının geri kalanında onu daima sevip onurlandıracaÄına söz veriyor musun?â
Rahibin yeminleri söylediÄini duyunca aÄzımın kuruduÄunu hissettim.
Yutkunup doÄru kelimeleri bulmaya çalıÅtım. Söylemekten baÅka çarem olmayan sözleri...
Sanki hiç tereddüt etmiyormuÅum gibi, sanki hayatımdaki en önemli Åeyi söylüyormuÅum gibi âKabul ediyorum,â dedim.
Küçük bir çocuÄun getirdiÄi yüzüklerimizi çabucak taktık. Gerçekte yüzüÄü çıkarıp yakmak istiyor olsam da Enriqueâye çok âÅıkmıÅım gibi gülümsedim.
Rahip Enriqueâye, âÅimdi gelini öpebilirsin,â dediÄinde duygularımı çoktan kapatmıÅtım. Hiç düÅünmeden dudaklarımı uzattım. Enrique bunun ne kadar duygusuz bir öpüÅme olduÄunu fark etse de dudaklarımız ayrıldıÄında hâlâ gülümsüyordu.
Neredeyse Åeytani bir sesle, âArtık benimsin,â dediÄinde daha da çok öfkelendim.
O an tek bir duygum geri döndü: Kararlılık. Bir gün o kusursuz yüzündeki sırıtıÅı silmeye, hayatını çekilmez hâle getirmeye kararlıydım.
âGöreceÄiz,â deyip tebessüm ettim. BaÅına nasıl bir bela aldıÄının farkında deÄildi
***
FotoÄrafçılar yıÄınla resmimizi çektikten sonra gülümsemekten aÄzım aÄrıyordu. Sabrım en düÅük seviyedeydi ve Enrique'ye çok yakın durduÄum için öÄürme refleksimi kontrol altında tutmakta zorlanıyordum.
Santiago dikkatimizi çekmek isteyen insan kalabalıÄını yarıp yanımıza ulaÅtıÄında âBeni takip edin,â dedi. Burada daha fazla durmak istemediÄimiz için Enrique de ben de baÅımızı salladık.
Kalabalık bir insan grubunun arasından gelinlikle geçmek hiç de kolay deÄildi.
Malikâneye girip birkaç dönüŠyapıp, birkaç merdiven çıktıktan sonra toplantı odasına benzeyen bir odaya girdik.
Babam, Nick ve Matt büyük masanın bir tarafında, Enrique'nin annesi ile saÄ kolu da diÄer tarafında oturuyorlardı.
Hiçbir Åey sormadan Matt'in yanındaki boÅ sandalyeye oturdum. Enrique de tam karÅıma geçti. Santiago babamın karÅısına oturdu.
âÃnünüzdeki sözleÅmeleri Daniel ile ben hazırladık. Maddeleri okuduktan herhangi bir sorunuz olursa sorabilirsiniz. Ardından bazı evrakları imzalamanız gerekiyor,â dedi Santiago.
Evraklar dediÄinde önümüzde gerçekten bir yıÄın kâÄıt olduÄunu fark ettim. Hızlıca göz attıÄımda üstlerinde bir sürü madde yazılı olduÄunu gördüm. Enrique ile yaÅamayı kabul etmek ya da ona âÅık rolü yapmak istemesem de baÅka seçeneÄim yoktu.
Her iki tarafın da tek eÅli kalması gerektiÄini belirten maddeyi okuyunca istemsizce güldüm. Bunu yapabilmek Enrique pisliÄi için çok zor olacaktı, ki aslında bu iÅime gelirdi.
âSantiago!â dedim. Yüzümdeki gülümsemeyi fark eden Matt sessizce ne yapmaya çalıÅtıÄımı sorguluyor gibiydi.
Santiago, âEvet, Hope?â deyince bütün gözler bana çevrildi.
âİkimizden biri aldatırsa ne olacak?â dedim, Enrique'ye boÅ bir bakıŠatarak. İkimiz de gülümsüyorduk.
âBir taraf eÅinden baÅka biriyle herhangi bir cinsel faaliyette bulunursa sözleÅme bozulur, ki bu da evliliÄin feshedileceÄi anlamına gelir. Ancak, ailelerimiz yeni bir anlaÅmaya kadar ortaklıklarına devam eder.â
Bu açıklamayı duyunca kafamda hemen bir plan oluÅtu. Yıl sonuna kadar, masal gibi bir hayat yaÅayan özgür bir kadın olabilirdim.
Enrique sözleÅmeyi imzalarken sırıtarak, âEndiÅelenme, Hope. Beni yeterince tatmin ettiÄin için sana her zaman sana sadık kalacaÄım,â dedi.
SözleÅmeyi çabucak imzalayıp kapatmadan önce Enriqueânin yüzüne baktım.
âBeni becereceÄini düÅünüyorsan aptalsın,â dedim, kullandıÄım kelimeleri hiç umursamadan. Bu konuda ne kadar ciddi olduÄumu anlaması gerekiyordu.
Yüz ifadesi aynı kalsa da dudaklarını hafifçe sıkıp ellerini yumruk yaptıÄını fark ettim. Duyduklarından hoÅnut olmadıÄı belliydi.
~Hope: 1, Enrique: 0~
~Åu ana kadar iyi gidiyorum.~
âGit arkadaÅlarına veda et. On dakika içinde ayrılıyoruz,â dedi diÅlerini sıkarak. SöylediÄim Åey yüzünden hâlâ öfkeliydi.
Onu böyle görmek hoÅuma gittiÄi için bir aptal gibi sırıtarak odadan çıktım.
Ãabucak Kat, Sofia ve Lana'yı bulup hepsine sarıldım. Zaten kazanan ben olduÄum için ihtiyacım olmadıÄı hâlde iyi Åanslar dilediler.
Onları bir iki hafta içinde tekrar göreceÄimi bildiÄim için yanlarında fazla oyalanmayıp tüm kalbimle özleyeceÄim asıl kiÅi olan Vlada'yı bulmaya gittim.
Sonunda bulduÄumda, âSelam, kızım,â dedim. Ona veda etmek istemiyor olsam da buna mecburdum.
âBen gidiyorum,â dedim. Bana sıkıca sarılması için duyması gereken tek Åey buydu.
Bir süre hiç konuÅmadan, hareket etmeden sadece sarıldık.
Sonra içimi acıtan küçük bir hıçkırık duydum. Geri çekildiÄimde V sessizce aÄlıyordu. Gözleri kıpkırmızı, ÅiÅti.
Birisi aÄlayınca aÄlayan kiÅilerden olduÄum için benim de aÄlamaya baÅlayacaÄımı biliyordum. Gerçi Åu an aÄlamam için birinin aÄlamasına bile gerek yoktu ancak yine de kendimi tuttum.
Dudaklarıma tuzlu su deÄene kadar aÄladıÄımın farkında deÄildim. V ve ben sadece birbirimize baktık. Makyajımız tamamen akmıÅtı.
Ben gülmeye baÅlayınca o da güldü. İki psikopat gibi göründüÄümüzü bilsem de gülmek istiyordum. Belki de sinirden gülüyordum ama Åu an bir önemi yoktu.
Omzumda bir el hissedip arkama döndüÄümde ne hissettiÄimi anlıyor gibi görünen Mattâi gördüm. Kim bilir, belki de anlamıyordu.
Ama Åu an kesinlikle anladıÄından emindim.
Vlada hıçkırıklara boÄularak, âDaha sonra görüÅürüz,â deyip çabucak odadan çıktı.
Arkasından koÅup kalması için yalvarmak istedim. Bunu neden yaptıÄımı bilmesem de gerçekten istedim.
Muhtemelen kulaÄa çok saçma geliyordu. Onunla yaklaÅık dokuz aydır konuÅmamıÅ, sadece geçen hafta birkaç kez karÅılaÅmıÅtım ama bu bile yeterliydi.
Bazen bir insanla inanılmaz bir baÄ kurup ona veda etmekte çok zorlanırdınız. İÅte V de benim için bu insanlardan biriydi.
Matt'in göÄsünde aÄladıÄımı o an fark ettim. Takım elbisesini mahvettiÄime emindim. Beni sakinleÅtirmek için sırtımı okÅuyordu. Kollarımı boynuna doladıÄımda bir gelini kucaklar gibi kucakladı.
Kahretsin ki bu çok ironikti. Kendi düÄünümde kocamın kollarında olmak yerine arkadaÅımın kollarında olmayı tercih ediyordum.
Beni nereye götürdüÄünde emin olmasam da umurumda deÄildi. Birkaç dakika sonra bir kanepenin üstündeydim.
Az önce yaÅadıÄım duygusal çöküntü beni inanılmaz derecede yorgun düÅürdüÄü için tek istediÄim Åey uyuyup rüyamda dondurma görmekti.
Matt'in fermuarımı çektiÄini hissedince homurdandım. Ancak haklıydı. Bu elbise uyumak için fazla rahatsız ediciydi.
İkinci bir deri kadar ince olsa da kesinlikle öyle hissettirmiyordu.
Bir kapı çarpma sesi duyunca Matt olmadıÄını anladım çünkü Matt hâlâ elbisemin fermuarıyla boÄuÅuyordu. Odada baÅka biri olduÄunu anlasam da yorgunluktan gözlerimi açamıyordum.
âSen ne yaptıÄını sanıyorsun?â
Birinin baÄırdıÄını duydum ama kim olduÄunu anlayamadım. Bütün sesler boÄuk gelse de konuÅanın bir erkek olduÄundan emindim. Sonra bunun bir önemi olmadıÄını düÅündüm.
âDostum, Åimdi öfkelenme zamanı deÄil,â dedi Matt. Hâlimi göstermek için beni iÅaret ettiÄinden emindim. Yani, en azından bunu yapmasını beklerdim. Kısa bir sessizlik olunca zaman durmuÅ gibi hissettim.
~Of, çok sarhoÅ ve yorgunum. Muhtemelen ikincisiâ¦~
âLanet olsun. Yardım etmeyi düÅünmüyor musun?â dedi Matt. Sesi bu sefer biraz daha sert ve öfkeliydi. Profesyonel bir suikastçıyı kızdırmak çok, çok kötü bir fikirdi.
Ãstümde baÅka iki el daha hissettiÄimde diÄer adamın sessizce küfrettiÄini duydum. Matt'i dinlemeye karar vererek doÄru seçimi yapmıÅtı.
Ne kadar zaman geçtiÄinden emin deÄildim. HatırladıÄım son Åey ben sadece iç çamaÅırımla otururken diÄer iki adamın birbirlerine baÄırıp çaÄırıyor olmalarıydı.
~Ben burada yarı çıplak otururken neden kavga ediyorlar? En azından üstüme bir Åeyler giydiremezler mi?~
âLanet olsun! Onu çıplak görmediÄimi, becermediÄimi, bedeninin bedenime deÄmediÄini mi düÅünüyorsun? Böyle düÅünüyorsan gerçekten dünyadan haberin yok demektir,â diye baÄırdı Matt.
Kelime seçiminden huzursuz oldum. Söyledikleri gerçek olsa da bunları çok öfkeli bir Åekilde söylüyordu. Onu böyle görmekten nefret ediyordum.
Sonuçta iyi bir adamdı; benimle ilgili bir Åey yüzünden üzülmemesi gerekiyordu.
âOna bir daha dokunursan organlarını tek tek koparıp gözünün önünde köpeklere yediririm. O benim, bu yüzden buradan siktir olup git,â diye baÄırdı diÄer adam.
~Ne? Ben kimsenin deÄilim.~
Benim ona ait olduÄumu söyleyen adama baÄırmak istesem de aÄzımdan sadece bir homurtu çıktı.
âOnu baÄırttıÄını duyarsam seni öldürüp cesedinin asla bulunamadıÄından emin olurum. Benim olduÄumu öÄrenseler bile umurumda olmaz. O, daha önemli. Onu hayatım pahasına koruyacaÄıma söz verdim ve koruyacaÄım da.â
Matt'in sözleri beni hem gülümsetti hem de kızdırdı. Hayatımı kendi hayatının üstünde tutmasını istemesem de yine de beni önemsemesi hoÅuma gitmiÅti.
Saniyeler sonra, kapının açılıp kapandıÄını duydum. Odada bir yabancıyla yalnız kaldıÄımı biliyor olsam da yarı çıplak olduÄum için nasıl hissedeceÄimi bilmiyordum. Ancak Matt beni bu yabancıyla yalnız bıraktıysa sorun yok demekti. Yani, öyle olmasını umuyordumâ¦
Adam bana benim de yardımımla bol bir tiÅört giydirdi. Lanet olası tiÅört içinde yüzmek isteyeceÄim kadar güzel kokuyordu.
Birkaç dakikalık bir mücadeleden sonra cennet gibi kokan tiÅörtün altına bir de kot pantolon giydirdi. Tam gözümü açıp ayaÄa kalkmayı düÅündüÄüm sırada tekrar kucaklandıÄımı hissettim.
Kollarımı adamın boynuna dolayıp baÅımı göÄsüne yasladım.
Aynı üstümdeki tiÅört gibi kokuyordu. Beni anında yatıÅtırıp rahatlatan kokuyu içime çektim. Adamın bir yabancı olmasını umursamadan boynunu sokuldum. Kokusu baÅ döndürücüydü.
âUyu, tigre. Ãnümüzde uzun bir yolculuk var,â dediÄini duyunca kaÅlarımı çattım. Bana tigre demiÅti. Beni sadece bir kiÅi böyle çaÄırırdı.
Enrique...
Tam yere atlamak için harekete geçtiÄimde daha da sıkı tutup pes etmeme sebep oldu. Yani Åimdilik⦠Kokusu beni tekrar sakinleÅtirdiÄinde gözlerimi kapattım...