HOPE
Enrique'nin viski ÅiÅesini kafasına dikip çakırkeyif olduÄu andan hiçbir Åey olmamıŠgibi dıÅarı çıktıÄı ana kadar olup bitenler kafamda dönüp durduÄu için uyuyamıyordum.
YanlıŠhissettiren, yanıldıÄımı hissettiren bir Åeyler vardı. Ondan bir cevap istediÄimde donup kalmıÅtı. Normalden farklı görünüyordu; sanki geçmiÅine bir yolculuk yapıyor gibiydi.
Bir Åeyler mırıldanmaya baÅlasa da tek duyabildiÄim sözler âAnne,â ve âBenim hatamdı,â oldu. Bu sözleri bozuk plak gibi tekrarlıyordu.
Bir süre daha mırıldanmasını dinledikten sonra korkmaya baÅlayıp, baÄırarak isteÄimi tekrarladım. Bunu yaptıÄım için berbat hissetsem de o an doÄru dürüst düÅünemiyordum.
Alkolün bahane olmadıÄını biliyorum. Ancak sakinleÅebilmek için bir Åeyler almam gerekiyordu. Telefonumu çıkarıp kiÅi listesinden âClaireâiâ buldum.
Bir cevap alabilmek için onu aradım. Enrique'yi suçlamanın yanlıŠolduÄunu bilsem de hayatını benimki gibi cehenneme çevireceÄime söz vermiÅtim.
Hattın öbür ucundan sesi gelince, âSelam, Claire,â dedim.
âHope, her Åey yolunda mı?â dedi, panikle.
Evet dercesine baÅımı sallarken bunun bir telefon konuÅması olduÄunu hatırladım.
âEvet. Her Åey yolunda. Sadece kiÅisel bir soru sormak istedim,â dedim temkinli bir Åekilde. Soruma nasıl bir tepki vereceÄinden emin deÄildim.
âNe oldu canım?â diye sordu, hâlâ endiÅeli bir sesle. Enrique için mi yoksa benim için mi olduÄunu bilmesem de ikimiz için de endiÅelenmesini istemiyordum.
âEnrique'nin annesine ne oldu?â
Derin bir iç çektikten sonra bir süre sessiz kaldı. Hâlâ telefonda olup olmadıÄından ya da bir yere gidip gitmediÄinden emin deÄildim.
Sonunda, âHope, bu konuda konuÅmak bana düÅmez. Neden sordun bu arada? Kimse Adelin hakkında konuÅmaz,â dedi, sanki birinin duyacaÄından korkuyormuÅ gibi fısıltıyla.
âDün Enriqueâye biraz sert davrandım. Benim hatam olduÄunu biliyorum ama sanki geçmiÅine dönmüŠgibi davranıp sürekli 'Anne,' diye mırıldanıyordu,â dedim.
Claire birkaç dakika daha konuÅtuktan sonra gitmesi gerektiÄini; onu tekrar aramamı umduÄunu söyledi. VedalaÅıp telefonu kapattıktan sonra doÄruca duÅa girdim.
Bikinimi giyip dıÅarı çıkarken durup aynaya baktım.
Farklı göründüÄümü, deÄiÅtiÄimi biliyordum. Bir yıl önce bu kadar açık bir bikini giymezdim; makyajla uÄraÅmazdım. Gördüklerimden nefret ederek baÅımı salladım.
Gönülsüzce odadan çıkarken, âArtık kim olduÄumu bile bilmiyorum,â diye mırıldandım.
Kahvaltı yapmak için her zamanki gibi en üst güverteye çıkarken tanıdık sesler duyup Rubyânin geldiÄini anladım.
Açlıktan ölmüŠgibi yemek yiyen Mattâe bakarak, âGünaydın,â dedim. Sonra yan yana oturan Ruby ile Enrique'ye döndüm. Beni fark etmeyecek kadar meÅgul görünüyorlardı.
~Planım iÅliyor.~
~Peki, iÅlemesini istiyor muyum?~
Aklımla kalbim savaÅıyordu. Aklım bunun harika bir fikir olduÄunu haykırırken kalbim... Kalbim biraz acıyordu. YaptıÄım Åey doÄru deÄildi.
âAh. Merhaba, Hope. Seni fark etmedim,â dedi Ruby gülümseyerek. Ardından Enrique de âGünaydın,â dedi.
Matt'in yanına oturup tabaÄımı doldurmaya baÅladım. Tam bir parça pastırma alıp enfes tadına bakmak üzereyken Rubyânin sesini duydum.
âBunun senin için iyi olduÄundan emin misin?â diye sordu. Ãatalımı bırakmadan dik dik yüzüne baktım.
âNe demek istiyorsun?â diye sordum. Uzun zamandır beklediÄim kahvaltımı geciktirdiÄi için biraz kızmıÅtım.
âYediÄin yiyeceklerin miktarı ve türleri korkunç. Beni yanlıŠanlama. Tabii ki ne istersen yiyebilirsin ama bu kadar çok yemek kilo almana sebep olabilir, ki Åimdiden biraz kilo aldıÄını görüyorum. Herhâlde hamilelik kilosu deÄildir, â dedi.
Ruby'nin sözleri hepimizi ÅaÅkına çevirdi.
Ãatalımı ahÅap masaya sapladıktan sonra Rubyânin görmesi için elimi çektim.
âSenin sorunun ne?â
Bunu sormak istesem de Matt benden önce davrandı. Ardından sakinleÅmem için elime dokundu. Ãfkeden kuduruyor, Rubyâye saldırmamak için kendimi zor tutuyordum.
Ruby tekrar konuÅmaya baÅlayıp, âÃzgünüm. Seni kırmak için söylememiÅtim,â deyince Matt'in elini sıkıca tuttum.
âDefol!â dedim.
Ruby ÅaÅırmıŠgörünürken Matt sırıtıyordu. Enrique ise Rubyânin bana hakaret etmesini hiç takmıyormuÅ gibi sakin görünüyordu.
~Åimdi onun tarafına mı geçti?~
âRuby, kalabilirsin,â dediÄinde iÅ iyice kontrolden çıktı.
Hem ihanete uÄramıŠhem de öfkeli hissederek yerimden fırladım. Masadan uzaklaÅırken baÅım hâlâ dimdikti.
Bir elimde sinirden sıktıÄım telefonum diÄer elimde de ne olursa olsun bitireceÄim kahvaltı tabaÄım vardı.
YaÅam alanına gidip televizyonu açtım. Onlarca uygulama arasında gezindikten sonra Netflix'i bulup ~House of Cardsâın~ ~ikinci sezonunu açtım.
TabaÄımı kucaÄıma alıp, koltuÄa yayılarak birkaç bölüm izledim.
Televizyonu kapattıÄım an Matt gelip yanıma oturdu. SessizliÄin tadını çıkararak bir süre öylece oturduk.
DıÅarı çıkınca hareket etmediÄimizi, yani yüzmeye gidebileceÄimizi fark ettim.
Tam suya gireceÄim sırada Ruby'nin sinir bozucu sesini duydum. Enrique ile Ruby art arda suya atlayıp gülüÅmeye baÅladılar.
~Enrique neden onunla gülüyor?~
Birkaç derin nefes aldıktan sonra merdivenlerden çıkıp tekrar yatın içine girdim.
Ruby'yi davet etmek kesinlikle kötü bir fikirdi. Planımın fazlasıyla iyi iÅlemesinden nefret ediyordum.
Belki de ona geri adım atmasını söylemeliydim. Sonuçta, lanet olası Enrique benim kocam olduÄu hâlde onunla apaçık flört ediyordu.
Odama girip kapıyı kapattıktan sonra bir süredir kullanmadıÄım eskiz defterimi çıkardım. Küçükken çok resim çizen biriyken Åimdi sadece stresli olduÄum zamanlarda çiziyordum.
Defteri açıp sayfaları çevirmeye baÅladım. ÃoÄunlukla at çizimleri olsa da tek tük Kat, Nick ve Matt'in çizimleri de vardı. Temiz bir sayfa açıp çizmeye baÅladım.
Sonraki birkaç saatimi yeni bir çizime mükemmel bir baÅlangıç yapmaya çalıÅarak geçirdim Mükemmel olanı bulana kadar farklı desenler üzerinde çalıÅtım. Sonunda bugün için yeterince çizim yaptıÄıma kanaat getirdiÄimde sadece taslaÄı bitirmiÅtim.
Karnım guruldamaya baÅlayınca hemen yataktan kalktım. Bu küçük mideyi beslemek zorundaydım.
DıÅarı çıkarken Ruby'nin her zamanki kahkahalarını duydum. Nedense bana oyun oynadıÄını hissediyordum. O, buraya geldiÄinden beri sanki ben burada yokmuÅum gibi hissediyordum.
Enrique'ye yaklaÅmak için beni kullandıÄını düÅünüyordum.
Ãfkeyle yumruklarımı sıktım. Daha dikkatli olmalı, iÅaretleri görmeliydim. Bunu artık istemiyordum. Bu doÄru deÄildi.
Enriqueânin beni aldatmasını istemiyordum.
İkisi de son derece resmî giyinmiÅlerdi; Enriqueânin üstünde bir takım elbise, Rubyânin üstünde de yerlere kadar inen bir elbise vardı. Nereye gidiyorlardı ki?
Onlarla uÄraÅmak istemediÄim hâlde, âEnrique, nereye gidiyorsun?â diye sordum.
âAkÅam yemeÄine gidiyoruz. Sonra görüÅürüz,â dedi, yüzüme bile bakmadan.
~Neler oluyor? Neden bu kadar farklı davranıyor?~
Derin bir nefes aldım. İÅtahım kapandıÄı için odaya gidip kapıyı kilitledim. Saate bakınca bütün günümü boÅa geçirdiÄimi anladım.
Kıyafetlerimi çıkarıp banyoya girip, su ısınana kadar bekledim. Bir süre öylece suyun altında durdum. Gerçek hayata dönmek istemiyordum.
O gece yataÄımda dönüp durdum. Bir Åey eksikliÄi uyumama engel oluyorduâ¦
***
On gün geçmesine raÄmen hiçbir Åey deÄiÅmedi. Aksine, her Åey daha da kötüye gitti. Matt İngiltere'ye dönmek zorunda kaldı. AnladıÄım kadarıyla mafya içinde bazı sorunlar vardı; çoÄu çete savaÅın eÅiÄindeydi.
Ruby hâlâ bizimle seyahat ediyordu, ki bu da yalnızlıÄımın devam ettiÄi anlamına geliyordu. Ruby ile Enrique'yi birlikte görmek istemediÄim için günlerimin çoÄunu yatakta uzanarak ya da çizim yaparak geçiriyordum. Belki Enrique acılarımı biraz hafifletip beni aldatırdı.
Ama neredeyse pes etmek üzereydimâ¦
Onları her gördüÄümde flört ediyorlar, gülüyorlar ya da sadece birlikte vakit geçiriyorlardı. Artık burada olmak istemiyordum. İlk baÅta da burada olmak istemiyordum ama bu farklıydı.
Bu yatta olmak beni depresyona sokuyordu.
Sonunda güzel bir desen bulmayı baÅarıp çizimime baÅladıÄımda ellerim kendi baÅlarına hareket eder gibi güzel bir sanat eseri oluÅturdular.
Eserimi bitirdiÄimde arkasında kaplan olan bir genç kız çizdiÄimi fark ettim. Kız tam olarak olmak istediÄim kiÅiydi; iradeli, korkusuz, çetin, kendini savunabilen...
Onun gibi olmak istiyordum.
KâÄıdı dikkatli bir Åekilde katlayıp çantama koydum. Enrique ile Ruby'nin muhtemelen dıÅarı çıkacaklarını bildiÄim için kolsuz bir bluzla siyah bir deri etek giydim. Biraz kafa daÄıtmanın zamanı gelmiÅti.
Korumalara görünmemek için çabucak dıÅarı çıktım. Enrique'yi ne zaman, nerede olduÄum konusunda sürekli bilgilendiriyorlardı.
Åu an St. Tropez'de olduÄumuz için geceyi yatta geçirmek gibi bir niyetim yoktu. Yakınlardaki en iyi kulübü bulmak için Google Haritalar'dan faydalandım.
Topuklu ayakkabılarla yürüdüÄüm için kulübe ulaÅtıÄımda kendime lanet ediyordum.
Kapıdaki kuyruÄu görünce konumumun avantajlarından faydalanmaya karar verdim. Gecenin yarısını o kuyrukta geçiremezdim.
Korumanın kapıyı hiç tereddüt etmeden açması için sadece âHope Anderson,â demem yeterli oldu. İçeri girdiÄim an bangır bangır müzik sesi duydum. Bir koridordan geçip kulübün ana salonuna ulaÅtım.
Beynimi kapatıp vücudumu müziÄin ritmine bıraktım. Etrafımı dans eden, konuÅan, öpüÅen insanlar sarsa da artık ilgilenmiyordum. Ayaklarım kendi kendilerine hareket ediyor, vücudum da onlara ayak uyduruyordu.
Ata binmek dıÅındaki en favori aktivitem dans etmekti. Kendimi ifade etmem, rahatlamam, her Åeyi unutmam için ata binmeye benzer bir özgürlük hissi veriyordu.
Artık ne Enrique ne Ruby önemliydi. Sonunda beni mutlu eden Åeyi yapıyordum. Gözlerim yarı kapalı olsa da insanların bana baktıÄını görebiliyordum.
Kalabalık, dansımı izlemek için kenara çekildi.
Bir süre sonra etrafımda bir çember oluÅtuÄunu ve müziÄin deÄiÅtiÄini fark ettim. Durup bir saniye etrafıma bakınca bana doÄru yürüyen bir adam gördüm.
Ãok tanıdık geliyor olmasına raÄmen yüzünün yarısını kaplayan maske ve kulübün loŠıÅıÄı yüzünden kim olduÄunu çıkaramadım.
DJ'e müziÄin sesini açmasını iÅaret etmeden önce, âHadi dans edelim, prenses,â deyip göz kırptı. Saniyeler sonra kalabalıÄın tezahüratları eÅliÄinde hünerlerimizi sergiliyorduk.
Her Åey kalabalık için birbirimize meydan okumamızla baÅladı ama tıpkı ilk seferinde olduÄu gibi, beynimi kapatıp kendimi müziÄe bıraktım. Kimse görmese de dansı maskeli adam yönlendiriyor ben de ona uyuyordum.
Kalbimin müzikle uyumlu bir Åekilde attıÄını duyunca daha da heyecanlandım. Kendimi yabancının kollarına bırakıp ne zaman, nasıl hareket edeceÄimi göstermesine izin verdim. Birbirimize cinsel olmayan bir Åekilde sürtünerek dans ediyorduk.
Tezahürata devam eden insanlar meydan okumanın bittiÄini fark edince bize katılıp dans etmeye baÅladılar. Bilerek kaybetmiÅ olmam umurumda deÄildi.
Birden arkama döndüÄümde çok ÅaÅırdı. ÅaÅkınlıÄından faydalanıp maskesini çıkardıÄımda çok tanıdık bir yüz gördüm. Daha doÄrusu, eskiden en iyi arkadaÅım olan çocuÄun yetiÅkin versiyonunu.
Büyük bir ÅaÅkınlıkla, âRoy?â dedim.
Bembeyaz diÅlerini göstererek gülümsediÄini görünce kollarına atlayıp sımsıkı sarıldım. Terden sırılsıklam olmuÅ olmamız umurumda deÄildi.
Yürümeye baÅladıÄını görünce peÅinden gittim. Hâlâ kulübünden içinde olsak da müziÄin sesi bir hayli azalmıÅtı.
Sonunda bir kapıdan içeri girdiÄimizde bütün sesler kesildi. SessizliÄin verdiÄi huzurla derin bir nefes aldım.
Bana çocukken taktıÄı ismi kullanarak, âSelam, Murph,â dedi. Bu isimden sekiz yaÅındayken nefret ediyor olsam da Åimdi hoÅuma gidiyordu.
Gülümsemeyi bırakmadan, âBana Murph demene ne kadar kızdıÄımı unuttun mu?â deyip koluna vurdum.
âHayır, çok seviyordun. Hem bu ismi hak ediyorsun,â dedi.
Roy'un sözleri küçükken yaptıÄım saçmalıkları aklıma getirdi. O zamanlar dünyanın en sakar çocuÄuydum. DokunduÄum her Åeyi ama her Åeyi kırmayı baÅarıyordum.
Ãok inatçı biri olduÄum için haklı olduÄunu bilmeme raÄmen, âO kadar da kötü deÄildim,â dedim.
âKolumu üç yerden kırdın!â diye baÄırdıÄında acıyla yüzümü buruÅturdum.
Evet. Buzda kayınca düÅmemek için Royâu itip düÅmesine sebep olmuÅ, sonra da üstüne düÅmüÅtüm.
Aslına bakarsanız tamamen benim suçum deÄildi. Tamam, belki de öyleydi ama sonuçta sadece bir çocuktum.
âTamam sen kazandın,â deyip iç çektim. BaÅımı kaldırdıÄımda sırıtıyordu.
~Lanet olası Roy!~
âBunca yıldır neredeydin? Ve saçlarına ne yaptın?â diye sordum.
Parmak uçlarımda yükselip boyalı saçlarına dokundum. Her zaman güzel olan saçlarını kısmen boyatarak mahvetmiÅti.
âAilemin nasıl olduÄunu hatırlarsın. Alex'i öptüÄümü görünce sinir krizi geçirip beni yatılı okula yolladılar. Neyse ki sadece erkeklerin okuduÄu bir okuldu,â deyip göz kırptıÄında kıkırdadım.
Oldukça homofobik bir ailesi vardı. Kim çocuÄunu eÅcinsel olduÄu için yatılı okula gönderirdi ki? Hem de tamamı erkeklerden oluÅan bir okula? Aptallar!
âEn iyi arkadaÅımı çok özledim,â dedim, üzgün bir Åekilde. Roy bir insanın sahip olabileceÄi en iyi arkadaÅtı. Beni sanki canımdan bir parçaymıŠgibi anlar, hissettiÄim her Åeyi hissederdi.
âBen de seni özledim, Murph. Hayat huysuz arkadaÅım olmadan aynı olmuyor,â deyip sarıldıÄında gerçekten o olduÄuna inanamadım.
Geri çekildiÄinde elinin üstünde beni dehÅete düÅüren bir Åey olduÄunu gördüm.
âLanet olsun!â dedim acı bir sesle. Elimden gelse bir yumruk atacaktım.
BaÅparmaÄında bir çeteye ait olduÄunu gösteren, üç noktadan oluÅan bir dövme vardı.
âFark etmeyeceÄini umuyordum. On dört yaÅındayken oldu. Biliyorsun ki bir çeteye bir girdin mi bir daha çıkamıyorsun,â dedi. Sesi buruk gelse de hâlâ gülümsüyordu.
Her zaman çok pozitif biri olmuÅtu. Kolunu kırdıÄımda bile hem aÄlayıp hem gülmüÅtü.
âBir çetede olduÄumu...â diye baÅlasam da sorumu tamamlamama fırsat vermeden cevap verdi.
âBen de bir çetenin içinde olduÄum için dünyanın en güçlü mafyalarından birinin kim olduÄunu ve en küçük kızını her Åeye gücü yeten Enrique ile nasıl evlendirdiÄini tabii ki biliyorum.â
Enriqueâden bahsederken sesi nefret doluydu.
âO Åerefsiz sana ne yaptı?â diye sordum, içten bir merakla.
âAslında arkadaÅtık ama seni kaçırıp evlenmeye zorladıÄını duyunca senin tarafına geçtim,â dedi.
Kulaklarıma inanamıyordum.
Enrique, Roy ile arkadaÅ mıydı? Nasıl anlaÅabiliyorlardı ki? Roy tam bir tatlı çocukken Enrique pisliÄin tekiydi.
âOnunla nasıl tanıÅtınız?â diyerek soru yaÄmuruna devam ettim. YanlıŠolduÄunu bilsem de bu ikisinin nasıl arkadaÅ olduÄunu öÄrenmek zorundaydım.
âYeni okulumdaki ikinci yılımda yanlıŠinsanlarla takıldım, diÄer adıyla beni bir çeteye katılmaya teÅvik eden insanlar. Enrique'nin babası da o çetenin lideriydi.â
âÃeteye katılır katılmaz Enrique ile tanıÅtım. Bana her konuda yardımcı oldu. Kendisinden üç yaÅ küçük, cılız bir çocukta ne bulduÄunu anlamasam da hayatımın en kötü aÅamalarında bana yardım etti.â
âBeni daha güçlü biri yaptı. Abilik etti. Muhtemelen sana çılgınca geliyor,â dedi, Åok içindeki yüzümü görünce.
Enrique'nin birisi için iyi bir Åey yapabileceÄine inanamıyordum. Vlada'ya baktıÄını biliyordum ama bu farklıydı. Ãyle deÄil mi?
âAnlamıyorum. Åu an çok farklı biri,â dedim, baÅımı sallayarak. Az önce duyduklarım çok inanılmaz geliyordu. İnsanlar böyle kolay deÄiÅmezdi.
âEnrique iÅ dıÅında bir Åeyler yapmaya baÅlayana kadar çok yakındık. Babası ona çok baskı yapıyordu. Ãzellikle de annesi⦠Neyse boÅ ver,â deyip sustu. Gözleri daha fazla soru sormamam için yalvarıyor gibiydi.
Bana yalan söylemeyeceÄini bilsem de öÄrenmeyi ne kadar istesem de üstelememeye karar verdim. Söylemesi için baskı yapamazdım. Baskıyla arası hiçbir zaman iyi olmamıÅtı.
âÅimdi farklı çok farklı biri. Tarif ettiÄin kiÅinin tam tersi gibi. Ruby ile flört ediyor. Hani yazın bir kısmını birlikte geçirdiÄim kızıl saçlı kız vardı ya? Onunla iÅte,â deyip iç çektim.
Bunun benim hatam olduÄunu biliyordum ama en azından ondan hoÅlanmasının biraz zaman alacaÄını umuyordum. Kim bilir, belki de Åu an seviÅiyorlardı...
âDeÄiÅtiÄini biliyorum ama sana kesin olarak söyleyebileceÄim tek bir Åey var; Enrique ne olursa olsun seni aldatmayacak. Sen onun takıntısısın ve takıntılar asla geçmez. En azından onunkiler,â dedi Roy. Bunu derken son derecede ciddi görünüyordu.
âBen onun takıntısı deÄilim. Bunu daha önce Vlada'ya da söyledim; Åimdi tekrar söylüyorum. Ruby ile flört etmeye baÅladıÄından beri yüzüme bakmıyor. Ruby bana ÅiÅman dediÄinde bile onu savundu!â
Ãfke içindeydim. KardeÅim gibi birinin düÅmanımın tarafında olduÄuna inanamıyordum.
âSeni aldatmasını isteyen sendin ama ava giderken avlandın, Murph. Enrique o kadar da aptal deÄil,â dedi gülerek. Dünyanın en komik fıkrasını anlatmıÅım gibi gülüyordu. Royâun sorunu neydi?
âNeden gülüyorsun?â dedim. ÃatallaÅan sesime bakılırsa neredeyse aÄlamak üzereydim. Her Åeyden bıkmıÅtım. Royâun sözleri kafamı daha da karıÅtırmıÅtı. SakinleÅebilmek için derin derin nefes aldım.
âBir sürtüÄün Enriqueânin tüm deÄerlerini göz ardı edip onu becermesini saÄlayacaÄını sanıyorsan aptalsın. Seninle oynuyor, Murph! Kıskançlık gözünü kör etmeseydi bunu sen de görürdün.â
Roy sakin kalmaya çalıÅsa da sesi öfkesini ele veriyordu.
âBen bir aptalım,â diye mırıldandım. Ãfke ve kıskançlıktan öyle kör olmuÅtum ki gözümün önündeki Åeyi görememiÅtim.
~Ah, lanet olsun. Bir içkiye ihtiyacım var.~
âViski,â dedim Roy'un gözlerinin içine bakarak. Sırıtarak bir masaya gittiÄinde aslında bir ofiste olduÄumuzu fark ettim. LoŠıÅıÄa raÄmen her Åey net görünüyordu.
âBöyle içtiÄini bilmiyordum,â dedi, iki kadeh viski doldururken.
Kahretsin, bu boka bayılıyordum. BoÄazımı çok fena yakan içkiyi hiç düÅünmeden kafama diktim.
âViski öyle içilmez!â diye baÄırdı Roy.
Ne kadar ucuz göründüÄümü umursamadan gözlerimi devirdim. âİyi alkolün tadını çıkararak içilmesini gerektiÄini biliyorum ama Åu an sarhoÅ olmam lazım. AptallıÄımı içerek unutmam lazım.â
BoÅ kadehi uzattıktan sonra onun kadehini de alıp bir dikiÅte içtim.
Midemdeki sıcaklıÄın verdiÄi keyifle derin bir nefes aldım. Viskinin çok yakında etki edeceÄini biliyordum.