HOPE
GüneÅ⦠Sabahları güneÅten nefret ederdim. Huzur içinde uyumama, acı verici gerçeklerden uzak olmama engel olan tek Åey buydu.
Gözlerimi açıp kocaman yatakta gerinirken Enrique'nin çoktan gittiÄini fark ettim. Titrek bir nefes verdikten sonra nefesimi düzene sokmaya çalıÅtım.
Bunun olacaÄını biliyordum. Yeni bir Åey deÄildi. İkimiz de bunu istemiÅ; arzu ve ihtiyaçlarımızı yerine getirmiÅtik.
Yataktan kalkıp, sürünerek banyoya gittim. Vücudum, özellikle de bacaklarımın arası dün gece olanlar yüzünden sızlıyordu. Ãyle ki her adımda acıdan inliyordum.
DuÅtan çıktıktan sonra iki ilaç ÅiÅesi ve bir not buldum.
~Günaydın, tigre.~
~Bu sabah soÄuk bir yatakta uyanmak zorunda kaldıÄın için üzgünüm ama savaÅ ordumun savaÅabilecek hâle gelmesini beklemediÄi için iÅimin baÅına geçmem gerekiyor. İki haptan da al; ikisi de aÄrı kesici.~
~Not: Güzel bir dövmen var ancak düzgün iyileÅtiÄinden emin olmak için krem sürmen gerekiyor.~
~E~
Yazısını daha fazla görmek istemediÄim için notu buruÅturdum. Duygularımı bu iÅten uzak tutmam gerektiÄini biliyordum. Erkekleri kalbime almama konusunda baÅarılı olsam da Enrique bir Åekilde kalbimin kapısını zorluyordu.
Enrique beni sadece bedenim için, seks için istemeseydi buna karÅı olmazdım. Kabul etmesi acı verici olsa da duygularımı kontrol altına almak için bunu yapmak zorundaydım.
Farklı ilaçlarla dolu ÅiÅeleri aldım. Su almaya üÅendiÄim için her ikisini de direkt yutmadan önce isimlerini ve ne iÅe yaradıklarını okudum.
Biraz etrafa bakındıktan sonra Enrique'nin notunda bahsettiÄi kremi bulup acıdan inleye inleye dikkatli bir Åekilde uyguladım. Dövmeyi yaptıÄı için Romeo'ya küfrediyordum.
Banyodaki iÅlerimi bitirip odaya geri döndüÄümde Enrique'nin dolabında hâlâ birkaç kıyafetim olmasını umuyordum.
Dolabı açınca Vlada'nın verdiÄi tüm kıyafetlerin hâlâ burada olduÄunu gördüm. Birkaç binici kıyafeti çıkarıp çabucak giyindim. Yani, elimden geldiÄince çabuk.
Evin içinde ilerlerken her Åeyi ne kadar iyi hatırladıÄıma ÅaÅırdım. Ahıra dikkatim daÄılmadan ulaÅabilmek için mümkün olduÄunca çabuk olmaya çalıÅtım.
Sonunda dıŠkapıyı kapattıÄımda derin bir nefes aldım. DıÅarı çıkmama engel olan hiç kimse yoktu.
Heyecanımı bastırmaya çalıÅsam da önce biraz daha hızlı yürümeye kısa süre sonra da ahıra giden tarlaların içinde koÅmaya baÅladım.
Bacaklarımdaki aÄrı olmasa dörtnala koÅabilirdim.
Atların tanıdık kokusu burnuma gelince anında rahatladım. Atlar beni her zaman iyi hissettirirdi. Sabahın erken saatleri olduÄu için hava serindi, bu yüzden Superdry kazaÄımı giydiÄim için mutluydum.
Katırımın yüzünü görünce, ki bir at olmasına raÄmen ben katır diyordum, Noel zamanı mutluluÄu yaÅayan bir çocuk gibi âWillow!â diye baÄırdım.
Tiz sesimi duyunca hemen kulaklarını dikip bana baktı. Bölmesinde heyecanla ileri geri yürümeye baÅladıÄını görünce beni hemen tanıdıÄını anladım.
Ona koÅarken acıdan gözüm yaÅarsa da Åu an asıl endiÅemin bu olmadıÄını düÅünerek görmezden geldim.
âCanım kızım,â deyip boynuna sarıldım. Aramızda hâlâ bir kapı olmasına raÄmen daha fazla bekleyememiÅtim. Gözümden bir damla yaÅ süzülürken muhtemelen ne kadar acınası göründüÄümü düÅünüp kendime güldüm.
Kendimi bırakıp hem mutluluktan hem suçluluktan aÄladım. Willowâu tekrar gördüÄüm için çok mutlu olsam da onu bu kadar uzun süre terk ettiÄim için suçlu hissediyordum.
Ãnceden, onu düÅünmediÄim bir gün bile olmazdı ama küçük dünyama o kadar kaptırmıÅtım ki bir tanecik aÅkımı ihmal etmiÅtim.
Bir çocuk gibi aÄlamayı bitirdiÄimde ahırının kapısını açıp küçük bedenimi ipeksi bedenini bastırarak bir kez daha sarıldım.
Boynunu boynuma sarıp bacaklarından birini bacaklarımın arkasına koyduÄunda kıkırdadım. Bu numarayı yıllar önce öÄretmiÅtim.
Sarılmanın amacını anlamadıÄını bilsem de bana her âsarıldıÄındaâ içim ısınıyordu.
Yabancı bir ses, âHey. Dikkatli ol...â deyince arkama dönüp ÅaÅkın gözlerle bana bakan bir çocuk gördüm.
âBu da ne böyle?â diye devam etti.
Willow'dan biraz uzaklaÅsam da aramızdaki mesafenin bir metreyi geçmemesine dikkat ettim. Ona yine de yakın olmak istiyordum.
âHiç sarılan bir at görmedin mi?â dedim, gülerek. Willow'un huyunu suyunu iyi bildiÄim için bu çocuÄa zor anlar yaÅattıÄından emindim.
Ãocuk benim yaÅlarımda görünüyordu. Belki biraz daha gençti. Gözlerine kadar inen sarı saçları yüzünü net bir Åekilde görmemi engelliyordu.
Benden biraz uzundu ve görebildiÄim kadarıyla pek kası olmayan sıska bir çocuktu.
Belki de sadece yapısı öyleydi çünkü ata binmek için çok güçlü olmanız gerekirdi.
âGördüm ama onun yaptıÄını görmemiÅtim,â diye baÄırdı, az önce gördüklerine hâlâ inanamıyormuÅ gibi. ÅaÅkınlıÄı hoÅuma gittiÄi için kıkırdadım.
âEh, sevgi herkesi deÄiÅtirir,â dedim, Willowâun yularını geçirirken. Willowâu ahırdan çıkarmaya baÅladıÄımda çocuÄun korkuyla kenara çekildiÄini görünce güldüm.
âOna arkanı dönebildiÄine göre deli olmalısın,â dedi.
YumruÄumu sıktım. Willow hakkında söyledikleri hoÅuma gitmemiÅti. Bazı öfke yönetimi sorunları olsa da bir canavar deÄildi.
âSen de ~benim~ atım hakkında böyle konuÅabildiÄine göre deli olmalısın,â dedim, diÅlerimi sıkarak. Benim olanı koruduÄumu bilmesini saÄlamak için âbenimâ kelimesini özellikle vurgulamıÅtım.
âÃyle demek istememiÅtim aslında ama Willow'un neden böyle olduÄunu Åimdi daha iyi anlıyorum,â dedi, gözlerimin içine bakarak. Åu an kimin daha güçlü olduÄunu görmek için bana meydan okuyordu.
Göz temasını ilk kesen ben oldum. Ama meydan okumayı kaybettiÄimden deÄil; burada olma sebebim bir aptalla tartıÅmak deÄil Willow ile ilgilenmek olduÄu için.
âDemiÅtim,â diye mırıldandı kendi kendine. Muhtemelen bunu duymamalıydım ama lanet olası kulaklarım çok keskindi. Willow'un hareket etmeyeceÄini bilerek yularını bıraktım.
KoÅum çantasından birkaç Åey alıp yanına koydum.
Vücut fırçasını çıkarıp tüylerini taramaya baÅladım. İÅimi bitirdiÄime çocuk etrafta görünmüyordu.
Dikkatlice katlanmıŠçıplak eyeri kutudan çıkarıp Willowâun sırtına koydum. Kolanını baÄlamaya baÅladıÄımda huzursuzlanıp kulaklarını arkaya yatırdı. Bu, asla çözemediÄim Åeylerden biriydi.
Kırmızı yularını takarken dizginlerini boynuyla yumuÅak eyerinin üstüne geçirdim. Åapkamı takıp, zıplayarak üstüne çıktım.
Vajinam eyere temas ettiÄi an, âLanet olsun,â diye tısladım. Ãıplak bir eyerle gitmemin daha az acı verici olacaÄını sanmıÅtım. Temelde, kolanları olan bir eyer yastıÄı olsa da lanet olsun ki yanılmıÅtım.
O kadar canım yanıyordu ki Willow'un attıÄı her adımda inliyordum.
Birkaç derin nefes alıp acımı kontrol altına aldıktan sonra atlama parkuruna gittim. Willow ile uzun süredir atlayıŠyapmamıÅtım.
Onu ısındırırken kendim de ısındıÄım için kazaÄımı çıkarıp spor sütyenimle kaldım. Yükselmeye baÅlayan güneÅ sonunda tenimi yakmaya baÅlamıÅtı.
Bütün hızları deneyip onu kolayca kontrol edebildiÄimden ve çok sert olmadıÄından emin oldum. YaklaÅık yarım saat sonra, hızından ve aramızdaki iletiÅimden memnun olduÄuma karar verdim.
Engeller oldukça alçak olduÄu için Willow hepsini zorlanmadan tamamladı. Bir metreden az engellerin üstünden atlarken nasıl göründüÄü umurunda deÄildi.
Onu atlayıÅlara çalıÅtırarak hedefine konsantre olmasını saÄladım. Onun için kolay olabilirdi ama ben bugün çok yüksekten atlamak istemediÄimi biliyordum.
Popomla bacaklarımın arası Willow'un hareketleri yüzünden acıyordu. Yine de sadece üstünde olmak bile bu acıya deÄerdi.
âVay canına, gerçekten de atlayabiliyor!â
Soluma bakınca küçük, kuzguni bir Shetland midillisi üzerindeki sarıÅını gördüm. Bu hâliyle neredeyse sevimli görünüyordu.
âAdın ne, sarıÅın?â dedim, yanına yaklaÅarak. Bu sefer Willow'dan korkmadı.
âLiam. Senin?â
Willowâun boynunu okÅayıp yere atladıktan sonra âHope,â dedim.
Bunu duyunca gözleri fal taÅı gibi açıldı. âKahretsin. O pislikle kapana kısıldıÄın için üzgünüm.â
DoÄrusu bunu duymayı beklemiyordum.
Tam âSen bunu...â dediÄim sırada âpisliÄinâ bize doÄru yürüdüÄünü gördüm.
âSevgili kuzenim. Benden ne güzel bahsediyorsun öyle.â Enrique'nin öfkesi Willow'un ayaÄını sertçe yere vurmasına neden oldu.
âBirilerinin gerçekleri söylemesi lazım,â dedim Liam, gülerek. Nihayet birinin bu kendini beÄenmiÅ pisliÄe haddini bildirdiÄini gördüÄüm için gülümsedim.
Kuzeninin tavrına giderek daha çok sinirlenen Enrique, âKapa çeneni,â diye karÅılık verdi. Bana dönüp dik dik baktıÄında gülümsemeye devam ettim. İkisinin atıÅmasını izlemek hoÅuma gitmeye baÅlamıÅtı.
âCık cık cık, Enrique. Baban gibi saldırgan bir pislik hâline geldiÄini söyleme sakın,â dedi Liam, Enrique'nin içindeki Åeytanı uyandıracaÄını bilerek. Bunu ben bile biliyordum.
Enrique sakinliÄini korumaya çalıÅarak, â~Ðе parece que lа vena de la lengua pasa por tu culo porque hablas mucha mierda~!â dedi. Artık ne söylediyse Liam bunu çok komik bulup güldü.
Enrique yumruklarını sıkarak, â~Idiota de los cojones!~â diye karÅılık verdi. En azından Liam'a aptal dediÄini anlayabiliyordum.
Liam atını tarlalara sürmeden önce, âİnsanların yanında anlamadıkları bir dilde konuÅmak çok kaba bir hareket, kuzen. GörüÅmek üzere, Hope,â deyip göz kırptı.
Enrique ile konuÅacak havada olmadıÄım için Willowâu alıp ahıra döndüm.
Arkamdan âTigre,â diye seslendiÄinde donakaldım.
~Kahretsin, bu isim neden beni bu kadar etkiliyor?~
KaÅlarımı çatarak arkama döndüm.
Sırıtarak, âSana bir hediye aldım,â dedi.
Ondan herhangi bir hediye falan istemediÄim için sadece baÅımı salladım.
âAtını bıraktıktan sonra baÅtan üçüncü koridora gel.â
Emrine göz devirsem de yine de baÅımı salladım. Willow'u bölmesine götürüp bir sürü havuç ve bir elma verdim.
İyi ki atıÅtırmalıkları nereye koyduklarını biliyordum. Willowâa bir veda öpücüÄü verdikten sonra Enriqueânin talimatına uyup üçüncü koridora gittim.
âDemek sözümü dinledin. Aferin sana,â dedi, içimi titreten seksi, arzu dolu bir sesle. Beni ödüllendirmek için neler yapabileceÄini hayal edince ıslandıÄımı hissettim.
Hormonlarımı kontrol altına almayı baÅarınca, âNe istiyorsun?â diye sordum.
~Lanet olsun, neden bu kadar seksi olmak zorunda ki? Neden çirkin ve itaatkâr olamıyor?~
âGel bak. Bu Poppy. O, artık senin,â deyip bölmeden gri bir at çıkardı. Ata baktıktan sonra Enriqueâye döndüm.
~Bana gerçekten bir at mı aldı?~
âNeden bana bir at aldın ki?â diye sordum, açık açık.
âSana bir türlü bir düÄün hediyesi alamamıÅtım, bu yüzden gerçekten seveceÄin bir Åey almaya karar verdim,â dedi, dürüstçe.
Yeni kısraÄıma doÄru yürüdüm. Willowâun da onu sevmesini umuyordum.
Kısrak oldukça iyi görünüyordu. Bir yarıŠatı için mükemmel bir durumdaydı. Ama yanlıÅlıkla bir kovayı devirdiÄimde verdiÄi tepkiden henüz eÄitimsiz olduÄunu anladım.
âDaha çok küçük,â dedim, Enriqueâden çok kendime. Elimi yavaÅça sırtına koyduÄumda biraz gerilip baÅını baÅka tarafa çevirdi.
âBeÅ yaÅında. Engel atlama potansiyeli yüksek anca eminim ki üç gün yarıÅlarına da uygun olabilir,â dedi. DoÄru terimleri kullanırken ne kadar seksi göründüÄünü düÅünce biraz tahrik oldum.
Sonra Poppy'den biraz daha bahsedip onu satın almadan önce denediÄini söyledi. DediÄine göre onu balayımızdan hemen önce almıÅtı ve onu seveceÄim konusunda haklıydı. Poppyâye Åimdiden bayılmıÅtım.
Sessiz bir Åekilde eve dönerken Enriqueânin bana baktıÄını hissettim. Gözleri sürekli çıplak belimdeydi.
Eve varır varmaz hemen kaçmak istesem de benden hızlı davrandı.
Beni döndürüp duvara yasladıÄında çıÄlık atmak istesem de aÄzıma bastırdıÄı eli buna engel oldu.
âOrada gülmen hiç hoÅuma gitmedi,â dedi, kısık, sahiplenici, baskın bir sesle. O an, aklıma gelen düÅünceler yüzünden titredim.
BakıÅlarımı kaldırıp meydan okurcasına gözlerinin içine baktım. Ne kadar zayıf olduÄunu görmesini istiyordum.
âKötü kızlar cezalandırılır,â dedi.
Bunu duyunca karnına bir yumruk attım. Åoktan ve yumruÄumdan sendeledi.
âHaklısın. Kötü kızlar cezalandırılır,â dedim, zehirli bir sesle. AÅaÄılanmaktan hoÅlanmıyordum. Kahretsin, bu aslında tam olarak doÄru deÄildi. Bazı lanet olası nedenlerden ötürü yatakta hoÅuma gidiyordu.
Sakin ama baskın bir sesle, âHope, buraya gel,â dedi.
Muhtemelen bedelini ödeyeceÄimi bilsem de itaat etmeyip, arkamı dönüp yürümeye baÅladım.
âYarın yürümek istiyorsan buraya gelsen iyi olur,â diye kükrediÄinde korkudan titredim.
BaÅımı eÄip istemsizce ona doÄru yürümeye baÅladım. Aklım ondan nefret ederken vücudum onu arzuluyordu.
Elini yavaÅça çıplak sırtımdan karnıma götürerek, âÃok kötü bir kız oldun, tigre. BaÅka erkeklerin önünde açık saçık giyindin,â diye fısıldadı.
Ona bir pislik olduÄu için baÄırmak istesem de içimdeki bir Åey bunun daha olumsuz sonuçlar doÄuracaÄını biliyordu.
âSeksi vücudunu baÅkalarına göstererek etrafta gezindin. Benim olduÄunu unutma. Sadece benimsin, Hope,â diye fısıldadı, kulaÄımı hafifçe ısırmadan önce.
İnlememek için tüm gücümü kullansam da titremem her Åeyi ele verdi. SırıttıÄını hissedince daha da çok sinirlensem de hiçbir Åey söylemedim.
Sert bir sesle, âDizler!â dediÄinde yavaÅça dizlerimin üstüne çöktüm.
İçimden beni zorladıÄını tekrarlasam da derinlerde bir yerde bunun bir yalan olduÄunu biliyordum. Hem de koca bir yalan.
Enrique hiçbir Åey söylememesine raÄmen bakıÅları onun yerine konuÅuyordu. Titrek ellerimle Åortuna uzanıp kemerini çıkardım.
BekleyiÅi uzatmamak için Åortunun düÄmesini çabucak açıp, fermuarını görmezden gelerek iç çamaÅırıyla birlikte sertçe indirdim.
Enrique acıyla inlese de önemsemedim. Dikkatimi sadece yarı sertleÅmiÅ penisine vermiÅtim.
~Kahretsin, kesinlikle tekrar tatmak istiyorum.~
Elime alıp yavaÅça okÅamaya baÅladım. Kısa sürede tamamen sertleÅince heyecandan dudaklarımı yaladım.
Gözlerim Enriqueânin karanlık, Åehvet dolu gözleriyle buluÅtuÄunda ikimiz de sessiz kaldık. Enrique baÅını salladıÄı an dudaklarımı penisinin ucuna götürdüm.
Nazikçe öpüp yaladıktan sonra dilimi yavaÅça aÅaÄı indirdim. Göz ucuyla Enriqueâye baktıÄımda baÅını geriye atıp ellerini sıktıÄını gördüm.
Hareketlerimi kontrol altına alma içgüdüsüyle mücadele ediyordu. Dilimi penisinin her köÅesinde gezdirdikten sonra ucunu aÄzıma alıp, toplarını sıkıca kavrayıp Enriqueânin zevk ve acıyla inlemesine neden oldum.
Sadece ucunu yalamaya devam edip buna ne kadar dayanabileceÄini görmek istedim.
Bir yandan da avucuma sıÄmayan toplarını okÅamaya devam edip iÅini daha da zorlaÅtırıyordum.
Penisini aÄzıma sokmadan önce, âLanet olsun,â deyip saçlarımı kavradı.
O an öÄürmeye baÅladım. Vücudum aÄzımdaki penisten kurtulmaya çalıÅıyordu. Ne geri çekildiÄi ne de saçlarımı bıraktıÄı için gözlerim yaÅarmaya baÅladı. Cezalandırılma sırası bendeydi.
BaÅımı tutmaya devam ederek kalçalarını hareket ettirmeye baÅladıÄında nefes alamayıp öÄürmeye baÅladım. BaÅımı geri itip nefes almama izin verdi.
İkimiz de soluk soluÄaydık.
TükürüÄümle kaplı penisine baktıÄımı görünce, âLanet olsun,â deyip saçlarımı bıraktı. Beni hızla ayaÄa kaldırıp, duvara yaslayıp, kontrolü eline alarak öpmeye baÅladı.
Dili dilime hükmetmeye baÅladıÄında temas arzusu hissederek sert penisine sürtünmeye baÅladım.
Birinin penisini yalayıp bana sert davranmasına izin verdiÄim için sırılsıklam olmam saçmalıktı.
Kendime lanet edip çabucak indirdiÄim taytımla iç çamaÅırımı bir köÅeye fırlattım.
Bir anda Enriqueânin üzerine atlayıp bacaklarımı beline doladım. Penisini herhangi bir tepki vermesine bile fırsat vermeden içime alıp Enriqueânin dudaklarımdan çekilmesine neden olan acı bir çıÄlık attım.
âNefes al, Hope. Geçecek,â diye fısıldadıÄında karanlık göz bebekleri acıdan yaÅarmıŠgözlerime bakıyordu.
Ona penisi bu kadar büyük olduÄu için, kendime de bu kadar aceleci olduÄum için küfredip derin bir nefes aldım. Vajinamdaki acı hiç bitmeyecek gibi gelen uzun bir süre sonra azalmaya baÅlayınca kalçalarımı hareket ettirmeye baÅladım.
Enrique gülümseyerek, âAferin,â dedi. İçimde hareketsiz durmak onun için de zor olsa da kendini kontrol edebildiÄi için mutluydum.
Ellerinin yardımıyla, penisinin üzerinde aÅaÄı yukarı hareket etmeye baÅladım. Benim için çok yeni bir pozisyon olsa da verdiÄi hissi sevmiÅtim.
Enrique çenemi, boynumu öperek gerdanıma doÄru ilerleyip omzumla boynum arasındaki noktayı ısırıp emmeye baÅladı.
Maharetli dilinin hassas tenimde yaptıkları yüzünden, âKahretsin,â diye inledim. Kirli sakalı yaÅadıÄım zevki ikiye katlayarak daha yüksek sesle inlememe sebep oldu.
Ãstünde çok hızlı hareket etmem sırtımın tekrar tekrar duvara çarpmasıyla sonuçlansa da umurumda bile olmadı.
Bir anda orgazm olduÄumda, âLanet olsun,â diye inledim. Enrique hareket etmeyi bırakıp içime boÅalmadan önce kalçalarını son bir kez itti.
Orgazmdan titremeye devam ediyordum. Enrique geri çekilip dudaklarıma küçük öpücükler kondurdu. İkimiz de kan ter içindeydik. Enrique alnını alnıma yasladıÄında birbirimizin gözlerinin içine baktık.
âSenden nefret ediyorum,â diye mırıldandıÄımda beni anladıÄını söylemek ister gibi gözlerini kapattı. Bugün ikinci kez gözyaÅlarımı tutamıyordum. Enrique, baÅımı çıplak göÄsüne yasladıÄında hüngür hüngür aÄlamaya baÅladım.
âSenden nefret ediyorum. Seninle ilgili her Åeyden nefret ediyorum. Kısık sesinden nefret ediyorum. Acıyla dolu karanlık gözlerinden nefret ediyorum. Kaslı bedeninden nefret ediyorum. Bana iyi davranmandan nefret ediyorum.â
âBana acı çektirdiÄin, kendimi kullanılmıŠhissettirdiÄin için senden nefret ediyorum. Ama hepsinden önemlisi, sana âÅık olduÄum için kendimden nefret ediyorum,â diye baÄırıp göÄsüne vurmaya baÅladım.
AÄlamaktan gözlerim bulanık görmeye baÅladı. BaÅım aÄrıdan sızlıyordu.
âÃok üzgünüm, bebeÄim. Seni hak etmediÄimi biliyorum. Bir pislik olduÄumu biliyorum. Sana yanlıŠyaptıÄımı biliyorum,â deyip daha da sıkı sarıldı.
Ãzür dilediÄi için daha çok aÄlamaya baÅladım.
~Bunu duymak istemiyorum! Onun için hiçbir Åey hissetmek istemiyorum. AÄzını her açtıÄında kalp atıÅlarımın hızlanmasından nefret ediyorum.~
âYüzüme bak, Hope,â diye emrettiÄinde kendime acıma partimden gerçek hayata döndüm. YaÅlı gözlerimi suçluluk ve endiÅe dolu gözlerine diktim.
~Hayır! Bana karÅı böyle hissetmeyi bırak! Bundan nefret ediyorum!~ ~diye baÄırdım içimden. Ona karÅı yumuÅamak istemiyordum.
âSeni kullanmıyorum! Ne bedenini, ne aklını ne de ruhunu asla kullanmam. Onları tıpkı benim sana verdiÄim gibi kendi isteÄinle bana vermeni istiyorum.â
âAma ne Åimdi ne de baÅka bir zaman kullanılmıŠhissetmeni istemiyorum. Farkında olmasan da benim için çok Åey ifade ediyorsun.â
âBenden nefret ettiÄini söylediÄinde, uzun zaman önce atmayı bıraktıÄını düÅündüÄüm kalbimi kırıyorsun.â
GözyaÅlarımı bastırıp az önce söylediÄi Åeyleri kavramaya çalıÅtım. Kalbim göÄsümden çıkacak gibi atıyordu.
âBenden nefret ettiÄini söyleme. Beni terk etme. Benim için çok Åey ifade eden baÅka bir kadını daha kaybedersem ayakta duramam,â diye fısıldadı. Gözleri bastırdıÄı yaÅlarla doluydu.
Hayatımda çok fazla soruna neden olmuÅtu. Ama babam o gün bizi yakalamasaydı ne olurdu? Birlikte olur muyduk? Yoksa sadece tek gecelik bir iliÅki olarak mı kalırdı?
Åimdi biz neydik? Ãnceden sadece birbirini becermeyi seven iki kiÅiydik. Peki ya Åimdi? Nasıl hissettiÄimi bile bilmiyordum.
Daha önce kimseye âÅık olmamıÅtım. Kimseye bu adama, yani hayat boyu baÄlı olmak zorunda olduÄum kocama açıldıÄım gibi açılmamıÅtım. Belki de yürütebilirdikâ¦
~Ya yürütemezsek?~ İçimden bir ses her Åeyi sorgulamama sebep oldu. BaÅım tüm bu düÅüncelerden aÄrıyordu. Sadece hayatın kolay olmasını istiyordum. Sadece biraz mutluluk istiyordum.
~Beni mutlu edebilir mi?~
âBana her Åeyi anlat,â dedim, aÄlamaktan kısılmıÅ, yorgun bir sesle.
âKorkuyorum...â
Gerçek kalbime bir bıçak gibi saplandı. Birinin korktuÄunu kabullenmek zordu.
âBen de,â diye cevap verdim. O buna cesaret ettiyse ben de edebilmeliydim. İkimiz de aynı gemideydik. Kırgındık; sevmeye korkuyorduk.
âYürümesini saÄlayacaÄım,â dedi, kararlı gözlerle. Kelimelerim tükendiÄi için cevap vermek yerine sadece baÅımı salladım. Göz kapaklarım aÄırlaÅmaya baÅladı.
Hem bedenim hem zihnim tükenmiÅti. Annesine ne olduÄunu sormak istesem de anlatmaya hazır olmadıÄını biliyordum. Bana açılmasını istediÄimde ısrar etmemem için yalvaran gözlerinden anlamıÅtım.
Beni bir anda yumuÅak yataÄımızın üstüne bıraktıÄında nefesim kesildi.
~Odamıza ne zaman geldik?~
âYorgunsun, Hope. Biraz dinlen. UyandıÄında aileni görmeye gideceÄiz,âdedi.
Ailemi görmeme izin verdiÄini görünce gülümsedim. Onları çok özlemiÅtim. Gözlerimi kapatmadan önce, âTeÅekkür ederim,â diye fısıldadım.
Ãstümü giydirdiÄini hissettiÄimde buna engel olamayacak kadar yorgundum.
Yorgun olmasam bile engel olmazdım.
Bize bir Åans verirdim...