HOPE
~Aptal alarmın~ bip sesi sinirimi bozdu. Neden insan yaz mevsiminde alarm kurardı ki?
Gözlerimi açınca oldukça kalabalık bir odada olduÄumu gördüm. Kat, Nick, Killian, Romeo, Roy, Matt ve Enrique birbirlerinin omuzlarında uyuyorlardı.
Romeo ile Roy birbirlerine sımsıkı sarılmıÅlardı. Killianâın da Enriqueâye sarılmıŠolduÄunu görünce kıkırdadım.
Etrafıma bakınca bir hastane odasına olduÄumuzu anladım.
~Burada ne iÅim?~
~Kahretsin!~
Bir anda her Åeyi hatırladım.
~Kahretsin, Enrique'nin çocuÄuna hamile olduÄumdan yüzde doksan eminim ve bu odadaki kimsenin bundan haberi yok.~
Etrafa bakınıp telefonumu aradım. Sonunda bulduÄumda saate baktım; sabahın altısıydı. Herkesin bu kadar yorgun olmasının sebebi de muhtemelen buydu.
Enrique ile Killian'ın sarılmıŠhâllerinin bir fotoÄrafını çektikten sonra yavaÅça yataktan kalktım.
Beni makineye baÄlayan tüm kabloları çıkarıp odadan çıktım. Sabahın erken saatleri olmasına raÄmen herkesin koÅuÅturduÄu hastane çok hareketliydi.
âUyandıÄınızı görmek ne güzel, Bayan Garcia.â
Doktor soyadımı yanlıŠsöylediÄi için gözlerimi devirsem de hiçbir Åey söylemedim. Enriqueâye karÅı ne ne hissedersem hissedeyim ilk soyadım olarak her zaman Anderson'ı tercih edecektim.
âBen doktorunum. Herkes senin için çok endiÅelendi ama eminim neden bayıldıÄını biliyorsundur,â dedi doktor, gözleri parlayarak.
Kaçınılmaz olanı uzatmak istemediÄim için baÅımı sallayıp âHamileyim deÄil mi?â diye sordum.
âEvet, yaklaÅık dört haftalık hamilesin,â dedi. Tahminimi doÄrulaması kendimi daha iyi hissetmemi saÄlamamıÅtı. Aksine, gözyaÅlarımı zor tutuyordum.
~Daha on dokuz yaÅındayım. Ãnümde koca bir gelecek var. Anne olmaya hazır deÄilim.~
âPeki, çıkabiliyor muyum?â diye sordum.
BaÅını sallayıp çıkıŠiÅlemleri için birkaç belge imzalamam gerektiÄini söyledi.
Her Åeyden habersiz uyuyan insanların olduÄu odaya dönüp muhtemelen Enriqueânin getirdiÄi Åortla tiÅörtü giydim.
DıÅarı çıkıp sessizce evrakları imzaladım. Doktordan arkadaÅlarımla aileme iyi olduÄumu, sadece biraz nefes almak istediÄimi söylemelerini istedim.
Londra sokaklarına çıkıp nereye gittiÄimi bilmeden öylece yürümeye baÅladım. Ayaklarım beni nereye götürüyorsa oraya gidiyordum.
KulaklıÄımı takıp çoÄunlukla acıklı Åarkılardan oluÅan çalma listemi açtım.
Her zaman üzgün, depresif bir tip deÄildim. Sadece anlamlı Åarkılar dinlemeyi tercih ediyordum ve hayat toz pembe olmadıÄı için böyle Åarkıların çoÄu acıklıydı.
Telefonumu uçak moduna alıp aÄustos havasının tadını çıkarmaya devam ettim. Åehir merkezinden çok uzakta olmadıÄımı biliyordum. Yine de bildiÄim sokaklarda yürümemeyi tercih ettim.
Farklı bir Åeyler görmek istiyordum.
Bir süre sonra güneÅ battı. Ayaklarım on iki saattir yürümekten aÄrıyordu. Bu kadar uzun yürümek fiziksel olarak mümkün müydü?
Garip bir Åekilde, telefonumun Åarjı hâlâ bitmemiÅti. Saate bakınca 19:20 olduÄunu gördüm.
~Kahretsin, yorgunluktan nasıl bayılmadım?~
Etrafa bakınca Hyde Park bölgesinde bir yerlerde olduÄumu gördüm. Sonunda, bir banka oturduÄumda bacaklarımın ne kadar aÄrıdıÄını daha net hissettim.
~Lanet olsun, çok aÄrıyor.~
Kaç tane cevapsız aramayla mesaj geldiÄini görmek için telefonumu açtım. ÃoÄunluÄu Enrique ve Killianâdan gelmiÅ olan yaklaÅık bin mesaj vardı.
YaklaÅık üç yüz tane de cevapsız çaÄrı. BaÅım gerçekten beladaydı...
Beni takip edip bulabilmeleri için telefonumu açık bıraktım. Bacaklarım pelte kıvamına geldiÄi için yürümeye mecalim yoktu.
âHope!â Birilerinin bana seslendiÄini duyup o tarafa dönünce Enrique, Killian, Romeo ve Matt'in bana doÄru koÅtuklarını gördüm.
Bana ilk sarılan, âBize neredeyse kalp krizi geçirttin, melek. Ãlmek için çok gencim. Henüz tüm Åehevi arzularımı yerine getirmedim,â diye sızlanan Killian oldu.
Açık sözlülüÄüne ve hayatta kalmak istemesinin tek nedeninin garip fantezilerini yerine getirmek olmasına güldüm.
Enrique Killian'ı bir anda üstümden çekip kemiklerimi kırarcasına sarıldı.
~Beni böyle mi öldürmeyi planlıyor?~
âLütfen beni öldürme,â deyip nefes alamadıÄımı anlaması için hafifçe sırtına vurdum. Ellerini biraz gevÅettikten sonra kucaÄına aldı.
Ãfkesine hâkim olmaya çalıÅarak, âBunu evde konuÅacaÄız,â dedi.
Buna ÅaÅırmamıÅtım. Onları tüm gün merakta bıraktıÄım için kendimi kötü hissediyordum.
Eve dönüŠyolculuÄu sırasında, ortamdaki gerginliÄi azaltmaya çalıÅan Killian dıÅında hepimiz sessizdik. Bir süre sonra o da pes edince arabaya tam bir sessizlik hâkim oldu.
Enrique, âSen benimle geliyorsun, tigre,â deyince baÅımı sallayıp peÅinden gittim. Birlikte merdivenlerden çıkıp yatak odamıza girdik.
âSenin sorunun ne, Hope? Neden kimseye söylemeden lanet olası hastaneden çıkıp gidiyorsun?â
Ãfkeli, saldırgan bir tutum sergilememeye çalıÅsa da baÅarısız olup, irkilerek ondan uzaklaÅmama sebep oldu.
âBiraz yalnız kalmaya ihtiyacım vardı,â dedim, bir sonraki hareketinden korkarak.
Yüzümdeki katıÅıksız korkuyu görünce kendini sakinleÅtirmek için birkaç derin nefes aldı.
âHope, dıÅarı çıkıp her Åeyin yoluna gireceÄini düÅünemezsin. SavaÅın eÅiÄindeyiz ve kötü niyetli insanlar beni devirmek için seni kullanabilirler,â diyerek kafamın daha çok karıÅmasına neden oldu.
âNeden beni sana karÅı kullansınlar ki?â dedim. ÃocuÄu bilmiyorlardı. Beni almak için hiçbir nedenleri yoktu.
âSen benim en büyük zaafımsın. Seni çok seviyorum, prenses. Onlar da bunu bildiklerinden sırf beni alt etmek için seni ele geçirmeye çalıÅabilirler,â deyip, o insanlara duyduÄu nefreti belli etmemek için iç çekti.
Beni mafya iÅlerine asla karıÅtırmadıkları için kimlerden bahsettiÄini bilmiyordum.
Artık kafama estiÄi gibi davranamayacaÄımı fark edince yutkundum. Olay sadece güvenliÄim deÄildi. Bir çocuÄa da bakmak zorunda kalacaktım.
âHangi çocuÄa?â diye sordu.
Yere bakmadan önce kaÅlarımı çattım. Yine yüksek sesle düÅünmüÅtüm. Bu çok kötüydü. Böyle öÄrenmesini istemezdim.
Beni duymayacaÄını umarak âHamileyim,â diye fısıldadım. Kendimi bir anda Enriqueânin, sevdiÄim insanın kollarında yaÅla dolu gözlerine bakarken buldum.
âAz önce ne dedin?â dedi, titrek bir sesle.
Onu böyle görünce benim de gözlerim doldu. Bu tepkiyi beklemiyordum.
âBaba olacaksın,â dedim, yine fısıldar gibi. Bu sefer benden sadece birkaç santim uzakta olduÄu için duyacaÄını biliyordum.
Dudakları dudaklarıma deÄdiÄinde kollarımı boynuna dolayıp karÅılık verdim. YavaÅ olsa da mutlulukla sevgi yansıtan bir öpücüktü.
Günün geri kalanını birbirimize sarılarak geçirdik. Birlikte banyo etmeyi teklif ettiÄinde bacaklarım hâlâ aÄrıdıÄı için kibarca reddetmek zorunda kaldım. Ayrıca, tamamen çıplak olursak yine seviÅmeye baÅlayacaÄımızı biliyordum.
Hızlı bir duÅ alıp Enriqueânin neredeyse dizlerime inen gömleklerinden birini giydim. Yapmam gereken her Åeyi yaptıktan sonra, yatak odasına döndüm.
Sızıp kalmıŠolan Enriqueânin ne kadar sevimli göründüÄünü görünce gülümsedim. Yüzünde küçük bir gülümseme vardı. Uyuyor olmasına raÄmen çok mutlu görünüyordu.
Birinin kapıyı çaldıÄını duyunca daha yüksek sesle çalması ihtimaline karÅı koÅarak açtım.
Killian fiziksel olarak incinip incinmediÄimi görmek için vücudumu süzdükten sonra, âİyi misin?â diye sordu.
âİyiyim, Killian. Åu an çok yorgunum. Yarın konuÅuruz,â dediÄimde baÅını salladı. Gitmeden önce kocaman sarıldı. Geri çekildiÄinde gülümseyip kapıyı kapattım.
YataÄa gidip Enrique'nin yanına uzandım. Beni göÄsüne çekmeden önce anlayamadıÄım bir Åeyler mırıldandı. Sarılıp boynuna sokuldum.
Uzun zaman sonra ilk kez hayatımdaki geliÅmeleri iyi karÅılıyordum. İyi karÅılamaktan da öte bu geliÅmelerden mutluydum.
***
İki hafta geçmiÅti. BebeÄim yediÄim hiçbir yemeÄi beÄenmediÄi için gün boyu kusup kilo kaybettiÄim, cehennem azabı gibi geçen iki hafta...
Buna âsabahâ bulantısı adını veren kiÅi her kimse mutlaka bir erkekti çünkü inanın bana bu acıyla ilgili hiçbir Åey bilmiyordu.
Enrique'ye hamile olduÄumu söyledikten bir gün sonra diÄerlerine de haber verdim. Onlar da en az Enrique kadar mutlu oldular. Küçük güneŠıÅıÄım olacak bir çocuÄum olacaÄı için hem seviniyor hem de korkuyordum.
Sınavlarımı geçersem, ki umarım geçerdim, üniversiteye gitmek zorunda kalacaktım.
Yarın, prestijli bir üniversiteye mi gideceÄimi yoksa yerleri mi sileceÄimi öÄreneceÄim önemli bir gün olacaktı. Evet, yarın sonuçların açıklanacaÄı gündü.
Åu anda oda ile ikisi arasında mekik dokumaktan yorulduÄum için tuvaletin yanında bir tavuk kanadı kemiriyordum. Enrique her zamanki gibi ofisinde birilerine baÄırıyordu.
HamileliÄimi öÄrendikten sonra daha da sahiplenici olmuÅtu. Evimiz parmaklarını oynatmadan adam öldürebilecek gibi görünen elliden fazla korumayla korunuyordu.
âMelek?â diyen Killian'ın sesini duydum. İyi olduÄumdan emin olmak için her on dakikada bir beni kontrol ediyordu. Ah evet, Killian de artık bizimle yaÅıyordu.
âTuvaletteyim,â diye homurdandım. KonuÅmak vücudumun tepki vermesine, dolayısıyla da lezzetli akÅam yemeÄimi çıkarmama sebep oldu.
âİyi misin?â diye sorduÄunda sadece inledim.
~Sence iyi görünüyor muyum?~
âYedi ya da sekiz ay içinde geçecek. Sadece o zamana kadar dayan.â Killian beni sakinleÅtireceÄi yerde daha da çok kızdırınca gülerek karÅıladıÄı bir tokat attım.
~Nasıl yani?~
âMelek, vurmaya devam edersen erekte olacaÄım, ki Enrique'nin bundan pek hoÅlanacaÄını sanmıyorum,â deyip güldüÄünde bir tane de kasıklarına vurdum.
Yere düÅtüÄünde hem acıdan hem de zevkten inlediÄini duyabiliyordum.
âLanet olası mazoÅist,â deyip banyodan çıktım. Ardından, geçtiÄimiz haftalarda çok meÅgul görünen Enrique'nin ofisine doÄru yol aldım.
Onu bir kâÄıt yıÄınının üstünde uyurken buluna, âEnrique,â diye baÄırdım. Son derece bitkin görünüyordu. Gece boyunca beni izlediÄi için pek az uyuyordu.
âHope?â dedi, yarı uykulu bir sesle. Yanına gidip, elinden tutarak ayaÄa kaldırdım.
âHemen yataÄa,â dediÄimde cevap olarak homurdandı. Kahretsin, en son ne zaman duÅ almıÅtı?
Onu banyoya götürdüÄümü görünce ÅaÅkın ÅaÅkın baktı. Hamile bir gençle tartıÅmaması gerektiÄini anlaması için baÅımı salladım.
TiÅörtünü çıkarıp kot pantolonunu çıkarmasına yardım ettim. Onu küvete sokmadan önce suyu mükemmel bir sıcaklıÄa getirdim.
âSen de gel,â dedi. Günlerdir uyumadıÄı için hâlâ sersem gibiydi. BaÅımı sallamadan önce Killian yüzünden diÅlerimi fırçalamayı unuttuÄum için diÅ fırçamı kaptım.
SabahlıÄımı çıkarıp onunla birlikte duÅa girdim. ÃÅendiÄimde ya da hasta olduÄumda beni yıkadıÄı gibi ben de onu yıkayıp temel ihtiyaçlarını karÅılamasına yardım etmek istiyordum.
Temel ihtiyaçlar demiÅken, ben Enriqueâyi sabunlarken penisi de tüm ihtiÅamıyla karÅımda dikiliyordu.
Sabunu âyanlıÅlıklaâ düÅürüp geri almak için eÄilirken Enrique popomu mükemmel bir Åekilde görebilsin diye dizlerimi bükmeden eÄildim. İnlediÄini duyunca onu nasıl baÅtan çıkardıÄımı düÅünüp gülümsedim.
Hamlesini bekleyerek o Åekilde durmaya devam ettim. Kalçamı avuçladıÄında heyecandan titredim. Bir an önce uyuması gerektiÄi için çok iyi olmalıydım.
Ellerini çok az belli olmaya baÅlamıŠolan karnıma koyup doÄrulmamı iÅaret ettikten sonra yüzüm cam kapıya bakacak Åekilde fayans duvara yasladı.
Beni istediÄi pozisyona getirmeden önce bacaklarımı araladı. Åimdi popom biraz havada sırtım da hafif kamburdu. Dengemi korumak için ellerimi kaygan duvara koyup sımsıkı tutundum.
Dilinin bacaklarımın arasına girdiÄini hissettiÄimde yüksek sesle inledim. Hiç zaman kaybetmeden parmaklarını da dâhil ettiÄinde bu sefer hem acıdan hem zevkten inledim.
Parmakları büyük penisine uyum saÄlamam için gevÅememe yardım ederken klitorisimin üzerinde titreyen dili de sırtımın daha çok bükülmesine sebep oluyordu.
Kendimi daha fazla tutamayıp diliyle yaÅattıÄı zevkten çıÄlık atmaya baÅladım.
Ãok yaklaÅtıÄımı hissetsem de henüz boÅalmama izin vermeyeceÄini biliyordum. Orgazm olduÄumda vajina duvarlarımın penisini sıkıÅtırdıÄını hissetmeyi sevdiÄini söylemiÅti.
Bacaklarım öyle bir titriyordu ki Enrique beni bir eliyle desteklemeseydi Åimdiye çoktan yere çökmüÅtüm.
Parmaklarıyla dili onları en çok arzulayan yerimden uzaklaÅtıÄında isyan ettim.
âLütfen,â diye yalvardım. Åu an sırıttıÄından emindim. Penisinin ucunun hafifçe içime girdiÄini hissedince inledim.
Tamamen girene kadar durmadı. Beni ne kadar gevÅetirse gevÅetsin her seferinde canım yanıyordu.
YavaÅ bir Åekilde hareket etmeye baÅlasa da ben ısındıkça o da hızını artırdı. Tam istediÄim gibi hızlı ve sert olmasına bayılıyordum. Ona çok âÅıktım.
Beni bu kadar sıcak yapan Åeyin üzerimize akan su mu yoksa Enriqueânin içime hunharca girip çıkması mı olduÄunu bilmiyordum. Tek bildiÄim beni çıldırtan tüm noktaları bularak inlettiÄiydi.
Artık hiçbir Åey beni sessiz tutamazdı. Duvarlarımız ses geçirmez olmasaydı tüm ev halkı her gün neler yaÅadıÄımıza dair bir fikir edinmiÅ olurdu.
Nihayet mutlu sona ulaÅtıÄımda, âSeni seviyorum,â diye fısıldadım. Bacaklarım, kollarım, tüm vücudum titriyordu. Titrek nefesimden baÅka bir Åey duyamıyordum. Enrique'nin de birkaç darbeden sonra doruÄa ulaÅtıÄını hissettim.
İkimiz de biraz sakinleÅtiÄimizde, âSeni seviyorum, tigre,â diye fısıldadı.
İçimden çıktıÄında yavaÅça ona döndüm. Beni öptüÄünde yaÅadıÄım sıcaklıÄı hissetmek için usul usul öptüm.
ÃpüÅmemiz yumuÅak ve tatlıdan fazlasına dönüÅmeye baÅladıÄında, âUyuman lazım,â dedim. İç çekip baÅını salladı.
İkimiz de kurulandıktan sonra ben tekrar geceliÄimi giyip havlumu asarken o da baksırını giyip odaya gitti.
Arkasından bakıp attıÄı her adımda belirginleÅen kaslarını inceledim.
Kaslarının üç boyutlu bir görünüm verdiÄi dövmesi geniÅ sırtında mükemmel görünüyordu. O, uyurken dövmesine dokunmayı seviyordum. EÄer bana sarılmıyorsa yüzüstü uyurdu.
Ben asla o Åekilde uyuyamıyordum. Büyük göÄüslü olmanın dezavantajlarıâ¦
Odaya dönüp yanına uzandım. Belime sarılıp kendine çekti. Vücudu vücudumu koruyucu bir örtü gibi sardı.
Nefes sesini dinleyerek derin bir uykuya daldım.
***
Pazartesi⦠Hâlâ pazartesilerden nefret ediyordum. Ãniversiteye baÅlayalı iki ay olmuÅtu. Enrique yanımda huzur içinde uyuyordu.
Okulun ilk günü benimle birlikte sabah altıda kalktıÄında bunu bir daha asla yapmayacaÄına yemin etmiÅ, gerçekten de bir daha yapmamıÅtı.
UCL'de burs kazandıÄım için mutluluktan ölüyordum. En iyi iÅletme fakültelerinden birinden burs alacaÄımı hiç hayal etmezdim.
Notlarımın açıklandıÄı gün geniÅletilmiÅ proje kalifikasyonu da dâhil beÅ dersten A aldıÄım için sevinçten aÄlamıÅtım.
Bölümümün en iyisiydim. BaÅarımın bir kısmını matematikte bana çok yardımcı olduÄu için Matt'e borçluydum. Evet, matematikten hâlâ nefret ediyordum.
GöbeÄimi saklamak için bol bir gömlekle kot pantolon giydim. Sadece birkaç aylık hamile olmama raÄmen karnım belli olmaya baÅlamıÅtı.
Giderek ÅiÅmanlamaktan nefret etsem de Enrique, imparatorluÄuna bir varis vereceÄim için bu göbekli hâlimi daha çok sevdiÄini söylüyordu.
Yalnız, çocuÄumun mafya dünyasının herhangi bir kısmıyla uÄraÅmasına izin vereceÄimi sanıyorsa çok yanılıyordu.
Ãeteler arasında bir savaÅ baÅlaması konusundaki tehditler azaldıÄı için Enrique de rahatlamıÅtı. Yine de attıÄım her adımı takip eden düzinelerce koruma vardı.
Haftanın ilk günü sadece bir dersim olması güzel olsa da sabah çok erken kalkmak zorunda olmak pazartesiyi haftanın en kötü günü yapmaya yetiyordu.
Neden sabahın dokuzuna ders koyarlardı ki? Hem de ekme Åansımın bile olmadıÄı çok önemli bir dersâ¦
Hızlı bir Åekilde kahvaltı edip, bebeÄime yemeÄimi midemde tutmama izin verdiÄi için teÅekkür edip okula gittim.
Of, bebeÄime hamileliÄim boyunca sadece âbebekâ demeye devam edemezdim. Neyse ki bugün cinsiyetini öÄrenmek için doktora gidiyordum.
BebeÄimin radyasyona çok erken maruz kalmasını istemediÄim için ilk ultrasonum olacaktı. Åu an yaklaÅık on altı haftalıktı.
Ãç saatlik derste iki kez uyuklayıp, beÅ kez tuvalete koÅmuÅ, bir kez de kusmuÅtum. Evet, bebeÄim yediÄim atıÅtırmalıkları beÄenmemiÅti.
Ders bitince Enrique beni alıp hastaneye götürdü. Åu an Dr. Matias'ın ofisinin önünde bizi çaÄırmasını bekliyorduk. Daha doÄrusu ben otururken, heyecandan yerinde duramayan Enrique volta atıyordu.
Silahlarını uzak tuttuÄu sürece çok iyi bir baba olacaktı.
Dr. Matias âHope, Enrique, lütfen içeri gelin,â diye seslenince birlikte odaya girdik.
Doktor, âBakalım kız mı erkek mi?â diyerek gülümsedi. Karnıma jel sürmeye baÅladıÄında Enrique biraz gerildi.
Enrique'nin kıskançlıÄı beni güldürdü. Demek istediÄim, doktor elli yaÅında; iki çocuÄu, bir torunu olan bir adamdı.
Doktor, âBu çok ilginç,â deyince kaÅlarım çatıldı.
Enrique endiÅeli bir Åekilde, âHer Åey yolunda mı?â diye sordu.
Doktor gülümseyince biraz rahatlasam da Enrique hâlâ gergindi.
Doktor Matias, âYa çocuÄunuzda her Åeyden üç tane var ya da üçüzleriniz olacak,â deyince neye uÄradıÄımı ÅaÅırdım.
~Lanet olsun.~
Enrique sevinçle, âÃç kez baba olacaÄım,â diye baÄırdı.
Bense kendimi öldürmek üzereydim. Kendimi bir çocuÄa hazırlamıÅtım; üç çocuÄa deÄil.
Dr. Matias karnımdaki jeli temizlerken, âTebrikler, iki kız ve bir erkek çocuÄunuz olacak. Hepsi çok saÄlıklı görünüyor, âdedi.
ÅaÅkınlıktan yerimden kıpırdayamadım.
~Ãç.~
~Karnımdan çıkacak üç küçük bebekâ¦~
~Ãç çocuk annesi olmak.~
~Bittim ben...~